Oku ve Yüksel Ara

3. Ali 'Imran (آل عمران)

بِسمِ اللَّهِ الرَّحمـٰنِ الرَّحيمِ
Âyet 1
الم
Meal
Elif, Lâm, Mîm.[1]
Dipnotlar
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 2
اللَّهُ لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ الحَىُّ القَيّومُ
Meal
Allah, kendisinden başka (ibadet edilmeye layık) hak ilah olmayan, her zaman diri, ölümsüz, bütün varlıkların tek yöneteni ve gözeteni olan tek hak ilahtır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 3
نَزَّلَ عَلَيكَ الكِتـٰبَ بِالحَقِّ مُصَدِّقًا لِما بَينَ يَدَيهِ وَأَنزَلَ التَّورىٰةَ وَالإِنجيلَ
Meal
O, sana kitabı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile İncil'i de indirmişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 4
مِن قَبلُ هُدًى لِلنّاسِ وَأَنزَلَ الفُرقانَ ۗ إِنَّ الَّذينَ كَفَروا بِـٔايـٰتِ اللَّهِ لَهُم عَذابٌ شَديدٌ ۗ وَاللَّهُ عَزيزٌ ذُو انتِقامٍ
Meal
Daha önce, insanlar için yol gösterici ve hakkı batıldan ayıran/Furkan'ı da indirmişti. Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, şiddetli bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikam sahibidir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 5
إِنَّ اللَّهَ لا يَخفىٰ عَلَيهِ شَىءٌ فِى الأَرضِ وَلا فِى السَّماءِ
Meal
Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 6
هُوَ الَّذى يُصَوِّرُكُم فِى الأَرحامِ كَيفَ يَشاءُ ۚ لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ العَزيزُ الحَكيمُ
Meal
Ana rahminde size dilediği gibi şekil veren O’dur. Kendinden başka (ibadete layık hak) ilah olmayan, Aziz ve Hakim olan O’dur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 7
هُوَ الَّذى أَنزَلَ عَلَيكَ الكِتـٰبَ مِنهُ ءايـٰتٌ مُحكَمـٰتٌ هُنَّ أُمُّ الكِتـٰبِ وَأُخَرُ مُتَشـٰبِهـٰتٌ ۖ فَأَمَّا الَّذينَ فى قُلوبِهِم زَيغٌ فَيَتَّبِعونَ ما تَشـٰبَهَ مِنهُ ابتِغاءَ الفِتنَةِ وَابتِغاءَ تَأويلِهِ ۗ وَما يَعلَمُ تَأويلَهُ إِلَّا اللَّهُ ۗ وَالرّٰسِخونَ فِى العِلمِ يَقولونَ ءامَنّا بِهِ كُلٌّ مِن عِندِ رَبِّنا ۗ وَما يَذَّكَّرُ إِلّا أُولُوا الأَلبـٰبِ
Meal
Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın özüdür. Bir kısmı da müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendilerine göre) onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 8
رَبَّنا لا تُزِغ قُلوبَنا بَعدَ إِذ هَدَيتَنا وَهَب لَنا مِن لَدُنكَ رَحمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الوَهّابُ
Meal
Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi eğriltme. Bize katından rahmet bahşet! Şüphesiz sen, bol bol bahşedensin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 9
رَبَّنا إِنَّكَ جامِعُ النّاسِ لِيَومٍ لا رَيبَ فيهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ لا يُخلِفُ الميعادَ
Meal
Rabbimiz! Hakkında şüphe olmayan günde bütün insanları mutlaka toplayacak olan şüphesiz sensin. Şüphesiz ki Allah sözünden asla dönmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 10
إِنَّ الَّذينَ كَفَروا لَن تُغنِىَ عَنهُم أَموٰلُهُم وَلا أَولـٰدُهُم مِنَ اللَّهِ شَيـًٔا ۖ وَأُولـٰئِكَ هُم وَقودُ النّارِ
Meal
Şüphesiz kâfir olanlara ne malları ve ne de çocukları Allah'ın (azabına) karşılık hiçbir fayda sağlamaz. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 11
كَدَأبِ ءالِ فِرعَونَ وَالَّذينَ مِن قَبلِهِم ۚ كَذَّبوا بِـٔايـٰتِنا فَأَخَذَهُمُ اللَّهُ بِذُنوبِهِم ۗ وَاللَّهُ شَديدُ العِقابِ
Meal
Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 12
قُل لِلَّذينَ كَفَروا سَتُغلَبونَ وَتُحشَرونَ إِلىٰ جَهَنَّمَ ۚ وَبِئسَ المِهادُ
Meal
(Rasûlüm) Kâfirlere de ki: Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 13
قَد كانَ لَكُم ءايَةٌ فى فِئَتَينِ التَقَتا ۖ فِئَةٌ تُقـٰتِلُ فى سَبيلِ اللَّهِ وَأُخرىٰ كافِرَةٌ يَرَونَهُم مِثلَيهِم رَأىَ العَينِ ۚ وَاللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصرِهِ مَن يَشاءُ ۗ إِنَّ فى ذٰلِكَ لَعِبرَةً لِأُولِى الأَبصـٰرِ
Meal
(Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 14
زُيِّنَ لِلنّاسِ حُبُّ الشَّهَوٰتِ مِنَ النِّساءِ وَالبَنينَ وَالقَنـٰطيرِ المُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالفِضَّةِ وَالخَيلِ المُسَوَّمَةِ وَالأَنعـٰمِ وَالحَرثِ ۗ ذٰلِكَ مَتـٰعُ الحَيوٰةِ الدُّنيا ۖ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسنُ المَـٔابِ
Meal
Nefsî arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, güzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi insanlara çekici ve hoş gösterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dünya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 15
قُل أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيرٍ مِن ذٰلِكُم ۚ لِلَّذينَ اتَّقَوا عِندَ رَبِّهِم جَنّـٰتٌ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهـٰرُ خـٰلِدينَ فيها وَأَزوٰجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضوٰنٌ مِنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصيرٌ بِالعِبادِ
Meal
De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 16
الَّذينَ يَقولونَ رَبَّنا إِنَّنا ءامَنّا فَاغفِر لَنا ذُنوبَنا وَقِنا عَذابَ النّارِ
Meal
Onlar: "Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 17
الصّـٰبِرينَ وَالصّـٰدِقينَ وَالقـٰنِتينَ وَالمُنفِقينَ وَالمُستَغفِرينَ بِالأَسحارِ
Meal
(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 18
شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ وَالمَلـٰئِكَةُ وَأُولُوا العِلمِ قائِمًا بِالقِسطِ ۚ لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ العَزيزُ الحَكيمُ
Meal
Allah şahittir ki kendisinden başka (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O’ndan başka (hak) ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 19
إِنَّ الدّينَ عِندَ اللَّهِ الإِسلـٰمُ ۗ وَمَا اختَلَفَ الَّذينَ أوتُوا الكِتـٰبَ إِلّا مِن بَعدِ ما جاءَهُمُ العِلمُ بَغيًا بَينَهُم ۗ وَمَن يَكفُر بِـٔايـٰتِ اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ سَريعُ الحِسابِ
Meal
Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 20
فَإِن حاجّوكَ فَقُل أَسلَمتُ وَجهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ ۗ وَقُل لِلَّذينَ أوتُوا الكِتـٰبَ وَالأُمِّيّـۧنَ ءَأَسلَمتُم ۚ فَإِن أَسلَموا فَقَدِ اهتَدَوا ۖ وَإِن تَوَلَّوا فَإِنَّما عَلَيكَ البَلـٰغُ ۗ وَاللَّهُ بَصيرٌ بِالعِبادِ
Meal
Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: "Ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 21
إِنَّ الَّذينَ يَكفُرونَ بِـٔايـٰتِ اللَّهِ وَيَقتُلونَ النَّبِيّـۧنَ بِغَيرِ حَقٍّ وَيَقتُلونَ الَّذينَ يَأمُرونَ بِالقِسطِ مِنَ النّاسِ فَبَشِّرهُم بِعَذابٍ أَليمٍ
Meal
Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara acıklı bir azap müjdesi ver.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 22
أُولـٰئِكَ الَّذينَ حَبِطَت أَعمـٰلُهُم فِى الدُّنيا وَالـٔاخِرَةِ وَما لَهُم مِن نـٰصِرينَ
Meal
Bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa çıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 23
أَلَم تَرَ إِلَى الَّذينَ أوتوا نَصيبًا مِنَ الكِتـٰبِ يُدعَونَ إِلىٰ كِتـٰبِ اللَّهِ لِيَحكُمَ بَينَهُم ثُمَّ يَتَوَلّىٰ فَريقٌ مِنهُم وَهُم مُعرِضونَ
Meal
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 24
ذٰلِكَ بِأَنَّهُم قالوا لَن تَمَسَّنَا النّارُ إِلّا أَيّامًا مَعدودٰتٍ ۖ وَغَرَّهُم فى دينِهِم ما كانوا يَفتَرونَ
Meal
Bu, (haktan yüz çeviriş) onların: "Sayılı günlerden başka bize, asla ateş dokunmayacak" demeleri yüzündendir. Ve uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmıştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 25
فَكَيفَ إِذا جَمَعنـٰهُم لِيَومٍ لا رَيبَ فيهِ وَوُفِّيَت كُلُّ نَفسٍ ما كَسَبَت وَهُم لا يُظلَمونَ
Meal
Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 26
قُلِ اللَّهُمَّ مـٰلِكَ المُلكِ تُؤتِى المُلكَ مَن تَشاءُ وَتَنزِعُ المُلكَ مِمَّن تَشاءُ وَتُعِزُّ مَن تَشاءُ وَتُذِلُّ مَن تَشاءُ ۖ بِيَدِكَ الخَيرُ ۖ إِنَّكَ عَلىٰ كُلِّ شَىءٍ قَديرٌ
Meal
De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 27
تولِجُ الَّيلَ فِى النَّهارِ وَتولِجُ النَّهارَ فِى الَّيلِ ۖ وَتُخرِجُ الحَىَّ مِنَ المَيِّتِ وَتُخرِجُ المَيِّتَ مِنَ الحَىِّ ۖ وَتَرزُقُ مَن تَشاءُ بِغَيرِ حِسابٍ
Meal
Geceyi gündüze geçirir, gündüzü de geceye sokarsın. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 28
لا يَتَّخِذِ المُؤمِنونَ الكـٰفِرينَ أَولِياءَ مِن دونِ المُؤمِنينَ ۖ وَمَن يَفعَل ذٰلِكَ فَلَيسَ مِنَ اللَّهِ فى شَىءٍ إِلّا أَن تَتَّقوا مِنهُم تُقىٰةً ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ اللَّهُ نَفسَهُ ۗ وَإِلَى اللَّهِ المَصيرُ
Meal
Müminler, Müminleri bırakıp kâfirleri veli/dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 29
قُل إِن تُخفوا ما فى صُدورِكُم أَو تُبدوهُ يَعلَمهُ اللَّهُ ۗ وَيَعلَمُ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَما فِى الأَرضِ ۗ وَاللَّهُ عَلىٰ كُلِّ شَىءٍ قَديرٌ
Meal
De ki: İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da onu Allah bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye de gücü yeter.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 30
يَومَ تَجِدُ كُلُّ نَفسٍ ما عَمِلَت مِن خَيرٍ مُحضَرًا وَما عَمِلَت مِن سوءٍ تَوَدُّ لَو أَنَّ بَينَها وَبَينَهُ أَمَدًا بَعيدًا ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ اللَّهُ نَفسَهُ ۗ وَاللَّهُ رَءوفٌ بِالعِبادِ
Meal
Herkes, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki, kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Allah kullarına karşı da çok merhametlidir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 31
قُل إِن كُنتُم تُحِبّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعونى يُحبِبكُمُ اللَّهُ وَيَغفِر لَكُم ذُنوبَكُم ۗ وَاللَّهُ غَفورٌ رَحيمٌ
Meal
De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 32
قُل أَطيعُوا اللَّهَ وَالرَّسولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوا فَإِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الكـٰفِرينَ
Meal
De ki: Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 33
إِنَّ اللَّهَ اصطَفىٰ ءادَمَ وَنوحًا وَءالَ إِبرٰهيمَ وَءالَ عِمرٰنَ عَلَى العـٰلَمينَ
Meal
Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmran Ailesi'ni toplumlar üzerine seçkin kıldı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 34
ذُرِّيَّةً بَعضُها مِن بَعضٍ ۗ وَاللَّهُ سَميعٌ عَليمٌ
Meal
Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 35
إِذ قالَتِ امرَأَتُ عِمرٰنَ رَبِّ إِنّى نَذَرتُ لَكَ ما فى بَطنى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّل مِنّى ۖ إِنَّكَ أَنتَ السَّميعُ العَليمُ
Meal
Hani İmran’ın karısı: "Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden bunu kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin." demişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 36
فَلَمّا وَضَعَتها قالَت رَبِّ إِنّى وَضَعتُها أُنثىٰ وَاللَّهُ أَعلَمُ بِما وَضَعَت وَلَيسَ الذَّكَرُ كَالأُنثىٰ ۖ وَإِنّى سَمَّيتُها مَريَمَ وَإِنّى أُعيذُها بِكَ وَذُرِّيَّتَها مِنَ الشَّيطـٰنِ الرَّجيمِ
Meal
Onu doğurunca da: "Rabbim! Ben, kız doğurdum. (Hâlbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O’nu da, onun soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 37
فَتَقَبَّلَها رَبُّها بِقَبولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَها نَباتًا حَسَنًا وَكَفَّلَها زَكَرِيّا ۖ كُلَّما دَخَلَ عَلَيها زَكَرِيَّا المِحرابَ وَجَدَ عِندَها رِزقًا ۖ قالَ يـٰمَريَمُ أَنّىٰ لَكِ هـٰذا ۖ قالَت هُوَ مِن عِندِ اللَّهِ ۖ إِنَّ اللَّهَ يَرزُقُ مَن يَشاءُ بِغَيرِ حِسابٍ
Meal
Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse, O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde, o şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 38
هُنالِكَ دَعا زَكَرِيّا رَبَّهُ ۖ قالَ رَبِّ هَب لى مِن لَدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَميعُ الدُّعاءِ
Meal
Zekeriya orada Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir şekilde işitensin." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 39
فَنادَتهُ المَلـٰئِكَةُ وَهُوَ قائِمٌ يُصَلّى فِى المِحرابِ أَنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحيىٰ مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصّـٰلِحينَ
Meal
(Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler!” diye seslendiler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 40
قالَ رَبِّ أَنّىٰ يَكونُ لى غُلـٰمٌ وَقَد بَلَغَنِىَ الكِبَرُ وَامرَأَتى عاقِرٌ ۖ قالَ كَذٰلِكَ اللَّهُ يَفعَلُ ما يَشاءُ
Meal
"Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar!" buyurdu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 41
قالَ رَبِّ اجعَل لى ءايَةً ۖ قالَ ءايَتُكَ أَلّا تُكَلِّمَ النّاسَ ثَلـٰثَةَ أَيّامٍ إِلّا رَمزًا ۗ وَاذكُر رَبَّكَ كَثيرًا وَسَبِّح بِالعَشِىِّ وَالإِبكـٰرِ
Meal
Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin delilin, üç gün insanlarla işaretle anlaşmak dışında hiç konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah tesbih et!" buyurdu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 42
وَإِذ قالَتِ المَلـٰئِكَةُ يـٰمَريَمُ إِنَّ اللَّهَ اصطَفىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَاصطَفىٰكِ عَلىٰ نِساءِ العـٰلَمينَ
Meal
Hani bir zamanlar da melekler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem! Allah seni seçip tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 43
يـٰمَريَمُ اقنُتى لِرَبِّكِ وَاسجُدى وَاركَعى مَعَ الرّٰكِعينَ
Meal
"Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rükû edenlerle birlikte rükû et!"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 44
ذٰلِكَ مِن أَنباءِ الغَيبِ نوحيهِ إِلَيكَ ۚ وَما كُنتَ لَدَيهِم إِذ يُلقونَ أَقلـٰمَهُم أَيُّهُم يَكفُلُ مَريَمَ وَما كُنتَ لَدَيهِم إِذ يَختَصِمونَ
Meal
(Ey Peygamber!) Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura çekerlerken) sen yanlarında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 45
إِذ قالَتِ المَلـٰئِكَةُ يـٰمَريَمُ إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنهُ اسمُهُ المَسيحُ عيسَى ابنُ مَريَمَ وَجيهًا فِى الدُّنيا وَالـٔاخِرَةِ وَمِنَ المُقَرَّبينَ
Meal
Melekler demişti ki: Ey Meryem! Allah sana adı Mesih Meryemoğlu İsa olan, dünya ve ahirette itibarlı ve öncülerden/mukarrebinden olacak kendisinden bir kelimeyi (İsa’yı) müjdeliyor.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 46
وَيُكَلِّمُ النّاسَ فِى المَهدِ وَكَهلًا وَمِنَ الصّـٰلِحينَ
Meal
O, insanlarla beşikte iken de yetişkin iken de konuşacaktır ve o, salihlerden biridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 47
قالَت رَبِّ أَنّىٰ يَكونُ لى وَلَدٌ وَلَم يَمسَسنى بَشَرٌ ۖ قالَ كَذٰلِكِ اللَّهُ يَخلُقُ ما يَشاءُ ۚ إِذا قَضىٰ أَمرًا فَإِنَّما يَقولُ لَهُ كُن فَيَكونُ
Meal
Meryem, şöyle dedi: "Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" (Melek şöyle cevap verdi:) "İşte böyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını isterse ona “ol” der ve o da hemen oluverir."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 48
وَيُعَلِّمُهُ الكِتـٰبَ وَالحِكمَةَ وَالتَّورىٰةَ وَالإِنجيلَ
Meal
O’na kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecektir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 49
وَرَسولًا إِلىٰ بَنى إِسرٰءيلَ أَنّى قَد جِئتُكُم بِـٔايَةٍ مِن رَبِّكُم ۖ أَنّى أَخلُقُ لَكُم مِنَ الطّينِ كَهَيـَٔةِ الطَّيرِ فَأَنفُخُ فيهِ فَيَكونُ طَيرًا بِإِذنِ اللَّهِ ۖ وَأُبرِئُ الأَكمَهَ وَالأَبرَصَ وَأُحىِ المَوتىٰ بِإِذنِ اللَّهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِما تَأكُلونَ وَما تَدَّخِرونَ فى بُيوتِكُم ۚ إِنَّ فى ذٰلِكَ لَـٔايَةً لَكُم إِن كُنتُم مُؤمِنينَ
Meal
Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size, çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen kuş oluverecektir. Allah’ın izniyle kör ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyileştirir ve ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Eğer Müminler iseniz bunda sizin için bir delil vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 50
وَمُصَدِّقًا لِما بَينَ يَدَىَّ مِنَ التَّورىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعضَ الَّذى حُرِّمَ عَلَيكُم ۚ وَجِئتُكُم بِـٔايَةٍ مِن رَبِّكُم فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطيعونِ
Meal
Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 51
إِنَّ اللَّهَ رَبّى وَرَبُّكُم فَاعبُدوهُ ۗ هـٰذا صِرٰطٌ مُستَقيمٌ
Meal
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Doğru yol budur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 52
فَلَمّا أَحَسَّ عيسىٰ مِنهُمُ الكُفرَ قالَ مَن أَنصارى إِلَى اللَّهِ ۖ قالَ الحَوارِيّونَ نَحنُ أَنصارُ اللَّهِ ءامَنّا بِاللَّهِ وَاشهَد بِأَنّا مُسلِمونَ
Meal
İsa, onların küfrünü hissedince: "Allah uğrunda bana yardımcı olacak kim vardır?" dedi. Havariler de şöyle cevap verdiler: "Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim olduğumuza da şahit ol!"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 53
رَبَّنا ءامَنّا بِما أَنزَلتَ وَاتَّبَعنَا الرَّسولَ فَاكتُبنا مَعَ الشّـٰهِدينَ
Meal
Rabbimiz, indirdiğine iman ettik, peygambere tabi olduk, bizi şahit olanlarla beraber yaz!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 54
وَمَكَروا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيرُ المـٰكِرينَ
Meal
(İsrailoğulları) tuzak kurdular (ve buna karşılık) Allah da bir tuzak kurdu. Allah, düzen/tuzak kurucuların en hayırlısıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 55
إِذ قالَ اللَّهُ يـٰعيسىٰ إِنّى مُتَوَفّيكَ وَرافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذينَ كَفَروا وَجاعِلُ الَّذينَ اتَّبَعوكَ فَوقَ الَّذينَ كَفَروا إِلىٰ يَومِ القِيـٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرجِعُكُم فَأَحكُمُ بَينَكُم فيما كُنتُم فيهِ تَختَلِفونَ
Meal
Allah, İsa’ya şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim. Kâfirlerden seni tertemiz kurtaracağım. Sana tabi olanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin/kâfirlerin üstünde tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda hüküm vereceğim."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 56
فَأَمَّا الَّذينَ كَفَروا فَأُعَذِّبُهُم عَذابًا شَديدًا فِى الدُّنيا وَالـٔاخِرَةِ وَما لَهُم مِن نـٰصِرينَ
Meal
O kâfir olanlara gelince, ben onları dünyada da ahirette de en şiddetli bir azaba çarptıracağım ve onların hiçbir yardımcıları da olmayacak.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 57
وَأَمَّا الَّذينَ ءامَنوا وَعَمِلُوا الصّـٰلِحـٰتِ فَيُوَفّيهِم أُجورَهُم ۗ وَاللَّهُ لا يُحِبُّ الظّـٰلِمينَ
Meal
İman eden ve salih amel işleyenlere ise eksiksiz mükâfatlarını verecektir. Allah, zalimleri sevmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 58
ذٰلِكَ نَتلوهُ عَلَيكَ مِنَ الـٔايـٰتِ وَالذِّكرِ الحَكيمِ
Meal
(Ey Muhammed!) Bunlar sana okuduğumuz âyetlerden ve hikmet dolu Zikir'dendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 59
إِنَّ مَثَلَ عيسىٰ عِندَ اللَّهِ كَمَثَلِ ءادَمَ ۖ خَلَقَهُ مِن تُرابٍ ثُمَّ قالَ لَهُ كُن فَيَكونُ
Meal
Allah katında (yaratılış olarak) İsa’nın örneği, Âdem’in örneği gibidir. Kendisini topraktan yaratıp sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 60
الحَقُّ مِن رَبِّكَ فَلا تَكُن مِنَ المُمتَرينَ
Meal
Bu gerçek senin Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 61
فَمَن حاجَّكَ فيهِ مِن بَعدِ ما جاءَكَ مِنَ العِلمِ فَقُل تَعالَوا نَدعُ أَبناءَنا وَأَبناءَكُم وَنِساءَنا وَنِساءَكُم وَأَنفُسَنا وَأَنفُسَكُم ثُمَّ نَبتَهِل فَنَجعَل لَعنَتَ اللَّهِ عَلَى الكـٰذِبينَ
Meal
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 62
إِنَّ هـٰذا لَهُوَ القَصَصُ الحَقُّ ۚ وَما مِن إِلـٰهٍ إِلَّا اللَّهُ ۚ وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ العَزيزُ الحَكيمُ
Meal
Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olan kıssalardır. Allah’tan başka (ibadete layık hak) ilah yoktur. Allah, elbette Aziz'dir, Hakim'dir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 63
فَإِن تَوَلَّوا فَإِنَّ اللَّهَ عَليمٌ بِالمُفسِدينَ
Meal
Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 64
قُل يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ تَعالَوا إِلىٰ كَلِمَةٍ سَواءٍ بَينَنا وَبَينَكُم أَلّا نَعبُدَ إِلَّا اللَّهَ وَلا نُشرِكَ بِهِ شَيـًٔا وَلا يَتَّخِذَ بَعضُنا بَعضًا أَربابًا مِن دونِ اللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوا فَقولُوا اشهَدوا بِأَنّا مُسلِمونَ
Meal
De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz Müslümanlarız.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 65
يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ لِمَ تُحاجّونَ فى إِبرٰهيمَ وَما أُنزِلَتِ التَّورىٰةُ وَالإِنجيلُ إِلّا مِن بَعدِهِ ۚ أَفَلا تَعقِلونَ
Meal
Ey Ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Tevrat da İncil de şüphesiz ondan sonra indirilmiştir. Akıl etmiyor musunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 66
هـٰأَنتُم هـٰؤُلاءِ حـٰجَجتُم فيما لَكُم بِهِ عِلمٌ فَلِمَ تُحاجّونَ فيما لَيسَ لَكُم بِهِ عِلمٌ ۚ وَاللَّهُ يَعلَمُ وَأَنتُم لا تَعلَمونَ
Meal
İşte siz böyle kimselersiniz. İlminiz olan şey hakkında tartışıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan şey (İbrahim) hakkında neden tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 67
ما كانَ إِبرٰهيمُ يَهودِيًّا وَلا نَصرانِيًّا وَلـٰكِن كانَ حَنيفًا مُسلِمًا وَما كانَ مِنَ المُشرِكينَ
Meal
İbrahim bir Yahudi değildi, bir Hıristiyan da değildi. Fakat, hanif (şirkten uzak) bir Müslümandı. Müşriklerden de değildi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 68
إِنَّ أَولَى النّاسِ بِإِبرٰهيمَ لَلَّذينَ اتَّبَعوهُ وَهـٰذَا النَّبِىُّ وَالَّذينَ ءامَنوا ۗ وَاللَّهُ وَلِىُّ المُؤمِنينَ
Meal
Doğrusu İbrahim’e en yakın olanlar; ona tabi olanlar ve bu peygambere (Muhammed'e) iman edenlerdir. Allah, Müminlerin velisidir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 69
وَدَّت طائِفَةٌ مِن أَهلِ الكِتـٰبِ لَو يُضِلّونَكُم وَما يُضِلّونَ إِلّا أَنفُسَهُم وَما يَشعُرونَ
Meal
Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler. Fakat yalnızca kendilerini yoldan çıkarırlar da bunun farkına varmazlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 70
يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ لِمَ تَكفُرونَ بِـٔايـٰتِ اللَّهِ وَأَنتُم تَشهَدونَ
Meal
Ey Ehl-i kitap! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 71
يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ لِمَ تَلبِسونَ الحَقَّ بِالبـٰطِلِ وَتَكتُمونَ الحَقَّ وَأَنتُم تَعلَمونَ
Meal
Ey Ehl-i kitap! Niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 72
وَقالَت طائِفَةٌ مِن أَهلِ الكِتـٰبِ ءامِنوا بِالَّذى أُنزِلَ عَلَى الَّذينَ ءامَنوا وَجهَ النَّهارِ وَاكفُروا ءاخِرَهُ لَعَلَّهُم يَرجِعونَ
Meal
Kitap ehlinden bir topluluk: "İman edenlere indirilene günün başında (sabahleyin) iman edin, sonunda (akşamleyin) inkâr edin, belki (dinlerinden) dönerler." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 73
وَلا تُؤمِنوا إِلّا لِمَن تَبِعَ دينَكُم قُل إِنَّ الهُدىٰ هُدَى اللَّهِ أَن يُؤتىٰ أَحَدٌ مِثلَ ما أوتيتُم أَو يُحاجّوكُم عِندَ رَبِّكُم ۗ قُل إِنَّ الفَضلَ بِيَدِ اللَّهِ يُؤتيهِ مَن يَشاءُ ۗ وَاللَّهُ وٰسِعٌ عَليمٌ
Meal
"Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Rasûlüm! De ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur.” Yine onlar şöyle derler: "(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)” De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 74
يَختَصُّ بِرَحمَتِهِ مَن يَشاءُ ۗ وَاللَّهُ ذُو الفَضلِ العَظيمِ
Meal
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 75
وَمِن أَهلِ الكِتـٰبِ مَن إِن تَأمَنهُ بِقِنطارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيكَ وَمِنهُم مَن إِن تَأمَنهُ بِدينارٍ لا يُؤَدِّهِ إِلَيكَ إِلّا ما دُمتَ عَلَيهِ قائِمًا ۗ ذٰلِكَ بِأَنَّهُم قالوا لَيسَ عَلَينا فِى الأُمِّيّـۧنَ سَبيلٌ وَيَقولونَ عَلَى اللَّهِ الكَذِبَ وَهُم يَعلَمونَ
Meal
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 76
بَلىٰ مَن أَوفىٰ بِعَهدِهِ وَاتَّقىٰ فَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ المُتَّقينَ
Meal
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 77
إِنَّ الَّذينَ يَشتَرونَ بِعَهدِ اللَّهِ وَأَيمـٰنِهِم ثَمَنًا قَليلًا أُولـٰئِكَ لا خَلـٰقَ لَهُم فِى الـٔاخِرَةِ وَلا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ وَلا يَنظُرُ إِلَيهِم يَومَ القِيـٰمَةِ وَلا يُزَكّيهِم وَلَهُم عَذابٌ أَليمٌ
Meal
Allah’a verdikleri sözü ve ettikleri yeminlerini az bir pahaya değiştirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 78
وَإِنَّ مِنهُم لَفَريقًا يَلوۥنَ أَلسِنَتَهُم بِالكِتـٰبِ لِتَحسَبوهُ مِنَ الكِتـٰبِ وَما هُوَ مِنَ الكِتـٰبِ وَيَقولونَ هُوَ مِن عِندِ اللَّهِ وَما هُوَ مِن عِندِ اللَّهِ وَيَقولونَ عَلَى اللَّهِ الكَذِبَ وَهُم يَعلَمونَ
Meal
Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde, sizin kitaptan zannetmeniz için (kitaba bakarak) dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 79
ما كانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤتِيَهُ اللَّهُ الكِتـٰبَ وَالحُكمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقولَ لِلنّاسِ كونوا عِبادًا لى مِن دونِ اللَّهِ وَلـٰكِن كونوا رَبّـٰنِيّـۧنَ بِما كُنتُم تُعَلِّمونَ الكِتـٰبَ وَبِما كُنتُم تَدرُسونَ
Meal
Allah'ın, kendisine kitabı, hükmü ve peygamberliği verdiği bir insana (peygambere), “Allah'ı bırakıp bana ibadet edin” demek yaraşmaz. Lakin (her peygamber), “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabbanî insanlar olunuz” der
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 80
وَلا يَأمُرَكُم أَن تَتَّخِذُوا المَلـٰئِكَةَ وَالنَّبِيّـۧنَ أَربابًا ۗ أَيَأمُرُكُم بِالكُفرِ بَعدَ إِذ أَنتُم مُسلِمونَ
Meal
O, size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Size, Müslüman olduktan sonra hiç kâfir olmayı emreder mi?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 81
وَإِذ أَخَذَ اللَّهُ ميثـٰقَ النَّبِيّـۧنَ لَما ءاتَيتُكُم مِن كِتـٰبٍ وَحِكمَةٍ ثُمَّ جاءَكُم رَسولٌ مُصَدِّقٌ لِما مَعَكُم لَتُؤمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ ۚ قالَ ءَأَقرَرتُم وَأَخَذتُم عَلىٰ ذٰلِكُم إِصرى ۖ قالوا أَقرَرنا ۚ قالَ فَاشهَدوا وَأَنا۠ مَعَكُم مِنَ الشّـٰهِدينَ
Meal
Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 82
فَمَن تَوَلّىٰ بَعدَ ذٰلِكَ فَأُولـٰئِكَ هُمُ الفـٰسِقونَ
Meal
Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 83
أَفَغَيرَ دينِ اللَّهِ يَبغونَ وَلَهُ أَسلَمَ مَن فِى السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ طَوعًا وَكَرهًا وَإِلَيهِ يُرجَعونَ
Meal
Allah’ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, göklerde ve yerde olanların hepsi isteyerek ve isyemeyerek O’na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 84
قُل ءامَنّا بِاللَّهِ وَما أُنزِلَ عَلَينا وَما أُنزِلَ عَلىٰ إِبرٰهيمَ وَإِسمـٰعيلَ وَإِسحـٰقَ وَيَعقوبَ وَالأَسباطِ وَما أوتِىَ موسىٰ وَعيسىٰ وَالنَّبِيّونَ مِن رَبِّهِم لا نُفَرِّقُ بَينَ أَحَدٍ مِنهُم وَنَحنُ لَهُ مُسلِمونَ
Meal
Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah'a teslim olanlarız."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 85
وَمَن يَبتَغِ غَيرَ الإِسلـٰمِ دينًا فَلَن يُقبَلَ مِنهُ وَهُوَ فِى الـٔاخِرَةِ مِنَ الخـٰسِرينَ
Meal
Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 86
كَيفَ يَهدِى اللَّهُ قَومًا كَفَروا بَعدَ إيمـٰنِهِم وَشَهِدوا أَنَّ الرَّسولَ حَقٌّ وَجاءَهُمُ البَيِّنـٰتُ ۚ وَاللَّهُ لا يَهدِى القَومَ الظّـٰلِمينَ
Meal
İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 87
أُولـٰئِكَ جَزاؤُهُم أَنَّ عَلَيهِم لَعنَةَ اللَّهِ وَالمَلـٰئِكَةِ وَالنّاسِ أَجمَعينَ
Meal
İşte onların cezası, Allah’ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 88
خـٰلِدينَ فيها لا يُخَفَّفُ عَنهُمُ العَذابُ وَلا هُم يُنظَرونَ
Meal
Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 89
إِلَّا الَّذينَ تابوا مِن بَعدِ ذٰلِكَ وَأَصلَحوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفورٌ رَحيمٌ
Meal
Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler müstesnadır. Muhakkak ki Allah, çokça affedendir, çokça merhamet edendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 90
إِنَّ الَّذينَ كَفَروا بَعدَ إيمـٰنِهِم ثُمَّ ازدادوا كُفرًا لَن تُقبَلَ تَوبَتُهُم وَأُولـٰئِكَ هُمُ الضّالّونَ
Meal
İman ettikten sonra kâfir olup küfürlerini arttıranların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 91
إِنَّ الَّذينَ كَفَروا وَماتوا وَهُم كُفّارٌ فَلَن يُقبَلَ مِن أَحَدِهِم مِلءُ الأَرضِ ذَهَبًا وَلَوِ افتَدىٰ بِهِ ۗ أُولـٰئِكَ لَهُم عَذابٌ أَليمٌ وَما لَهُم مِن نـٰصِرينَ
Meal
Şüphesiz, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için hiçbir yardımcı da yoktur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 92
لَن تَنالُوا البِرَّ حَتّىٰ تُنفِقوا مِمّا تُحِبّونَ ۚ وَما تُنفِقوا مِن شَىءٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَليمٌ
Meal
Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 93
كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلًّا لِبَنى إِسرٰءيلَ إِلّا ما حَرَّمَ إِسرٰءيلُ عَلىٰ نَفسِهِ مِن قَبلِ أَن تُنَزَّلَ التَّورىٰةُ ۗ قُل فَأتوا بِالتَّورىٰةِ فَاتلوها إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 94
فَمَنِ افتَرىٰ عَلَى اللَّهِ الكَذِبَ مِن بَعدِ ذٰلِكَ فَأُولـٰئِكَ هُمُ الظّـٰلِمونَ
Meal
Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 95
قُل صَدَقَ اللَّهُ ۗ فَاتَّبِعوا مِلَّةَ إِبرٰهيمَ حَنيفًا وَما كانَ مِنَ المُشرِكينَ
Meal
De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 96
إِنَّ أَوَّلَ بَيتٍ وُضِعَ لِلنّاسِ لَلَّذى بِبَكَّةَ مُبارَكًا وَهُدًى لِلعـٰلَمينَ
Meal
İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan (Kâbe) dir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 97
فيهِ ءايـٰتٌ بَيِّنـٰتٌ مَقامُ إِبرٰهيمَ ۖ وَمَن دَخَلَهُ كانَ ءامِنًا ۗ وَلِلَّهِ عَلَى النّاسِ حِجُّ البَيتِ مَنِ استَطاعَ إِلَيهِ سَبيلًا ۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ العـٰلَمينَ
Meal
Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 98
قُل يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ لِمَ تَكفُرونَ بِـٔايـٰتِ اللَّهِ وَاللَّهُ شَهيدٌ عَلىٰ ما تَعمَلونَ
Meal
De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 99
قُل يـٰأَهلَ الكِتـٰبِ لِمَ تَصُدّونَ عَن سَبيلِ اللَّهِ مَن ءامَنَ تَبغونَها عِوَجًا وَأَنتُم شُهَداءُ ۗ وَمَا اللَّهُ بِغـٰفِلٍ عَمّا تَعمَلونَ
Meal
De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek Müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 100
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنوا إِن تُطيعوا فَريقًا مِنَ الَّذينَ أوتُوا الكِتـٰبَ يَرُدّوكُم بَعدَ إيمـٰنِكُم كـٰفِرينَ
Meal
Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba itaat edecek olursanız, sizi iman ettikten sonra kâfirler olarak döndürürler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 101
وَكَيفَ تَكفُرونَ وَأَنتُم تُتلىٰ عَلَيكُم ءايـٰتُ اللَّهِ وَفيكُم رَسولُهُ ۗ وَمَن يَعتَصِم بِاللَّهِ فَقَد هُدِىَ إِلىٰ صِرٰطٍ مُستَقيمٍ
Meal
Size Allah’ın ayetleri okunur dururken, üstelik Allah'ın peygamberi de aranızda bulunurken nasıl olurda inkâra saparsınız ? Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 102
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقاتِهِ وَلا تَموتُنَّ إِلّا وَأَنتُم مُسلِمونَ
Meal
Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca Müslümanlar olarak can verin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 103
وَاعتَصِموا بِحَبلِ اللَّهِ جَميعًا وَلا تَفَرَّقوا ۚ وَاذكُروا نِعمَتَ اللَّهِ عَلَيكُم إِذ كُنتُم أَعداءً فَأَلَّفَ بَينَ قُلوبِكُم فَأَصبَحتُم بِنِعمَتِهِ إِخوٰنًا وَكُنتُم عَلىٰ شَفا حُفرَةٍ مِنَ النّارِ فَأَنقَذَكُم مِنها ۗ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُم ءايـٰتِهِ لَعَلَّكُم تَهتَدونَ
Meal
Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 104
وَلتَكُن مِنكُم أُمَّةٌ يَدعونَ إِلَى الخَيرِ وَيَأمُرونَ بِالمَعروفِ وَيَنهَونَ عَنِ المُنكَرِ ۚ وَأُولـٰئِكَ هُمُ المُفلِحونَ
Meal
Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 105
وَلا تَكونوا كَالَّذينَ تَفَرَّقوا وَاختَلَفوا مِن بَعدِ ما جاءَهُمُ البَيِّنـٰتُ ۚ وَأُولـٰئِكَ لَهُم عَذابٌ عَظيمٌ
Meal
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 106
يَومَ تَبيَضُّ وُجوهٌ وَتَسوَدُّ وُجوهٌ ۚ فَأَمَّا الَّذينَ اسوَدَّت وُجوهُهُم أَكَفَرتُم بَعدَ إيمـٰنِكُم فَذوقُوا العَذابَ بِما كُنتُم تَكفُرونَ
Meal
Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı o günde yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 107
وَأَمَّا الَّذينَ ابيَضَّت وُجوهُهُم فَفى رَحمَةِ اللَّهِ هُم فيها خـٰلِدونَ
Meal
Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 108
تِلكَ ءايـٰتُ اللَّهِ نَتلوها عَلَيكَ بِالحَقِّ ۗ وَمَا اللَّهُ يُريدُ ظُلمًا لِلعـٰلَمينَ
Meal
İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, âlemlerdeki hiçbir kimseye zulmetmek istemez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 109
وَلِلَّهِ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَما فِى الأَرضِ ۚ وَإِلَى اللَّهِ تُرجَعُ الأُمورُ
Meal
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 110
كُنتُم خَيرَ أُمَّةٍ أُخرِجَت لِلنّاسِ تَأمُرونَ بِالمَعروفِ وَتَنهَونَ عَنِ المُنكَرِ وَتُؤمِنونَ بِاللَّهِ ۗ وَلَو ءامَنَ أَهلُ الكِتـٰبِ لَكانَ خَيرًا لَهُم ۚ مِنهُمُ المُؤمِنونَ وَأَكثَرُهُمُ الفـٰسِقونَ
Meal
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 111
لَن يَضُرّوكُم إِلّا أَذًى ۖ وَإِن يُقـٰتِلوكُم يُوَلّوكُمُ الأَدبارَ ثُمَّ لا يُنصَرونَ
Meal
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 112
ضُرِبَت عَلَيهِمُ الذِّلَّةُ أَينَ ما ثُقِفوا إِلّا بِحَبلٍ مِنَ اللَّهِ وَحَبلٍ مِنَ النّاسِ وَباءو بِغَضَبٍ مِنَ اللَّهِ وَضُرِبَت عَلَيهِمُ المَسكَنَةُ ۚ ذٰلِكَ بِأَنَّهُم كانوا يَكفُرونَ بِـٔايـٰتِ اللَّهِ وَيَقتُلونَ الأَنبِياءَ بِغَيرِ حَقٍّ ۚ ذٰلِكَ بِما عَصَوا وَكانوا يَعتَدونَ
Meal
Onlar (Yahudiler) nerede bulunsalar, Allah'ın ipine (ahdine) ve insanların ipine (emanına) sığınanlar müstesna, onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğramışlardır ve onlara miskinlik damgası vurulmuştur. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerinin inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 113
لَيسوا سَواءً ۗ مِن أَهلِ الكِتـٰبِ أُمَّةٌ قائِمَةٌ يَتلونَ ءايـٰتِ اللَّهِ ءاناءَ الَّيلِ وَهُم يَسجُدونَ
Meal
Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran, secdeye kapanan bir topluluk vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 114
يُؤمِنونَ بِاللَّهِ وَاليَومِ الـٔاخِرِ وَيَأمُرونَ بِالمَعروفِ وَيَنهَونَ عَنِ المُنكَرِ وَيُسـٰرِعونَ فِى الخَيرٰتِ وَأُولـٰئِكَ مِنَ الصّـٰلِحينَ
Meal
Onlar, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler. İyiliği emreder, kötülükten men eder, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 115
وَما يَفعَلوا مِن خَيرٍ فَلَن يُكفَروهُ ۗ وَاللَّهُ عَليمٌ بِالمُتَّقينَ
Meal
Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 116
إِنَّ الَّذينَ كَفَروا لَن تُغنِىَ عَنهُم أَموٰلُهُم وَلا أَولـٰدُهُم مِنَ اللَّهِ شَيـًٔا ۖ وَأُولـٰئِكَ أَصحـٰبُ النّارِ ۚ هُم فيها خـٰلِدونَ
Meal
Kâfirlerin ne malları ne evlatları Allah’a karşı bir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 117
مَثَلُ ما يُنفِقونَ فى هـٰذِهِ الحَيوٰةِ الدُّنيا كَمَثَلِ ريحٍ فيها صِرٌّ أَصابَت حَرثَ قَومٍ ظَلَموا أَنفُسَهُم فَأَهلَكَتهُ ۚ وَما ظَلَمَهُمُ اللَّهُ وَلـٰكِن أَنفُسَهُم يَظلِمونَ
Meal
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 118
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنوا لا تَتَّخِذوا بِطانَةً مِن دونِكُم لا يَألونَكُم خَبالًا وَدّوا ما عَنِتُّم قَد بَدَتِ البَغضاءُ مِن أَفوٰهِهِم وَما تُخفى صُدورُهُم أَكبَرُ ۚ قَد بَيَّنّا لَكُمُ الـٔايـٰتِ ۖ إِن كُنتُم تَعقِلونَ
Meal
Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız size âyetleri açıkladık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 119
هـٰأَنتُم أُولاءِ تُحِبّونَهُم وَلا يُحِبّونَكُم وَتُؤمِنونَ بِالكِتـٰبِ كُلِّهِ وَإِذا لَقوكُم قالوا ءامَنّا وَإِذا خَلَوا عَضّوا عَلَيكُمُ الأَنامِلَ مِنَ الغَيظِ ۚ قُل موتوا بِغَيظِكُم ۗ إِنَّ اللَّهَ عَليمٌ بِذاتِ الصُّدورِ
Meal
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 120
إِن تَمسَسكُم حَسَنَةٌ تَسُؤهُم وَإِن تُصِبكُم سَيِّئَةٌ يَفرَحوا بِها ۖ وَإِن تَصبِروا وَتَتَّقوا لا يَضُرُّكُم كَيدُهُم شَيـًٔا ۗ إِنَّ اللَّهَ بِما يَعمَلونَ مُحيطٌ
Meal
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah, onların yaptıklarını tam olarak kuşatmıştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 121
وَإِذ غَدَوتَ مِن أَهلِكَ تُبَوِّئُ المُؤمِنينَ مَقـٰعِدَ لِلقِتالِ ۗ وَاللَّهُ سَميعٌ عَليمٌ
Meal
Hani sen Müminleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 122
إِذ هَمَّت طائِفَتانِ مِنكُم أَن تَفشَلا وَاللَّهُ وَلِيُّهُما ۗ وَعَلَى اللَّهِ فَليَتَوَكَّلِ المُؤمِنونَ
Meal
Hani sizden iki topluluk çözülüp dağılmaya yüz tutmuş idi; oysa Allah onların velisi idi. İman edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 123
وَلَقَد نَصَرَكُمُ اللَّهُ بِبَدرٍ وَأَنتُم أَذِلَّةٌ ۖ فَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُم تَشكُرونَ
Meal
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 124
إِذ تَقولُ لِلمُؤمِنينَ أَلَن يَكفِيَكُم أَن يُمِدَّكُم رَبُّكُم بِثَلـٰثَةِ ءالـٰفٍ مِنَ المَلـٰئِكَةِ مُنزَلينَ
Meal
Hani sen Müminlere: “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 125
بَلىٰ ۚ إِن تَصبِروا وَتَتَّقوا وَيَأتوكُم مِن فَورِهِم هـٰذا يُمدِدكُم رَبُّكُم بِخَمسَةِ ءالـٰفٍ مِنَ المَلـٰئِكَةِ مُسَوِّمينَ
Meal
Evet! Sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 126
وَما جَعَلَهُ اللَّهُ إِلّا بُشرىٰ لَكُم وَلِتَطمَئِنَّ قُلوبُكُم بِهِ ۗ وَمَا النَّصرُ إِلّا مِن عِندِ اللَّهِ العَزيزِ الحَكيمِ
Meal
Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması için yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 127
لِيَقطَعَ طَرَفًا مِنَ الَّذينَ كَفَروا أَو يَكبِتَهُم فَيَنقَلِبوا خائِبينَ
Meal
Bir de Allah, bu (yardımı) kâfirlerden bir kısmını helâk etsin ya da perişan etsin de ümitsiz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 128
لَيسَ لَكَ مِنَ الأَمرِ شَىءٌ أَو يَتوبَ عَلَيهِم أَو يُعَذِّبَهُم فَإِنَّهُم ظـٰلِمونَ
Meal
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 129
وَلِلَّهِ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَما فِى الأَرضِ ۚ يَغفِرُ لِمَن يَشاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشاءُ ۚ وَاللَّهُ غَفورٌ رَحيمٌ
Meal
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 130
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنوا لا تَأكُلُوا الرِّبوٰا۟ أَضعـٰفًا مُضـٰعَفَةً ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُم تُفلِحونَ
Meal
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 131
وَاتَّقُوا النّارَ الَّتى أُعِدَّت لِلكـٰفِرينَ
Meal
Kâfirler için hazırlanmış ateşten kendinizi koruyun.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 132
وَأَطيعُوا اللَّهَ وَالرَّسولَ لَعَلَّكُم تُرحَمونَ
Meal
Allah'a ve Rasûl'e itaat edin ki, merhamete erdirilesiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 133
وَسارِعوا إِلىٰ مَغفِرَةٍ مِن رَبِّكُم وَجَنَّةٍ عَرضُهَا السَّمـٰوٰتُ وَالأَرضُ أُعِدَّت لِلمُتَّقينَ
Meal
Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 134
الَّذينَ يُنفِقونَ فِى السَّرّاءِ وَالضَّرّاءِ وَالكـٰظِمينَ الغَيظَ وَالعافينَ عَنِ النّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ المُحسِنينَ
Meal
Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 135
وَالَّذينَ إِذا فَعَلوا فـٰحِشَةً أَو ظَلَموا أَنفُسَهُم ذَكَرُوا اللَّهَ فَاستَغفَروا لِذُنوبِهِم وَمَن يَغفِرُ الذُّنوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَم يُصِرّوا عَلىٰ ما فَعَلوا وَهُم يَعلَمونَ
Meal
Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 136
أُولـٰئِكَ جَزاؤُهُم مَغفِرَةٌ مِن رَبِّهِم وَجَنّـٰتٌ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهـٰرُ خـٰلِدينَ فيها ۚ وَنِعمَ أَجرُ العـٰمِلينَ
Meal
İşte onların mükâfatı Rableri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedî kalacaklardır. Böyle amel edenlerin mükâfatı pek de güzeldir!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 137
قَد خَلَت مِن قَبلِكُم سُنَنٌ فَسيروا فِى الأَرضِ فَانظُروا كَيفَ كانَ عـٰقِبَةُ المُكَذِّبينَ
Meal
Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin de (Allah'ın ayetlerini) yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 138
هـٰذا بَيانٌ لِلنّاسِ وَهُدًى وَمَوعِظَةٌ لِلمُتَّقينَ
Meal
Bu (Kur’an), insanlar için bir açıklama, Takvâ sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 139
وَلا تَهِنوا وَلا تَحزَنوا وَأَنتُمُ الأَعلَونَ إِن كُنتُم مُؤمِنينَ
Meal
Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 140
إِن يَمسَسكُم قَرحٌ فَقَد مَسَّ القَومَ قَرحٌ مِثلُهُ ۚ وَتِلكَ الأَيّامُ نُداوِلُها بَينَ النّاسِ وَلِيَعلَمَ اللَّهُ الَّذينَ ءامَنوا وَيَتَّخِذَ مِنكُم شُهَداءَ ۗ وَاللَّهُ لا يُحِبُّ الظّـٰلِمينَ
Meal
Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 141
وَلِيُمَحِّصَ اللَّهُ الَّذينَ ءامَنوا وَيَمحَقَ الكـٰفِرينَ
Meal
Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve kâfirleri helak etmek için böyle yapar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 142
أَم حَسِبتُم أَن تَدخُلُوا الجَنَّةَ وَلَمّا يَعلَمِ اللَّهُ الَّذينَ جـٰهَدوا مِنكُم وَيَعلَمَ الصّـٰبِرينَ
Meal
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 143
وَلَقَد كُنتُم تَمَنَّونَ المَوتَ مِن قَبلِ أَن تَلقَوهُ فَقَد رَأَيتُموهُ وَأَنتُم تَنظُرونَ
Meal
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan (Uhud'tan) önce (şehitliği) ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 144
وَما مُحَمَّدٌ إِلّا رَسولٌ قَد خَلَت مِن قَبلِهِ الرُّسُلُ ۚ أَفَإِي۟ن ماتَ أَو قُتِلَ انقَلَبتُم عَلىٰ أَعقـٰبِكُم ۚ وَمَن يَنقَلِب عَلىٰ عَقِبَيهِ فَلَن يَضُرَّ اللَّهَ شَيـًٔا ۗ وَسَيَجزِى اللَّهُ الشّـٰكِرينَ
Meal
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 145
وَما كانَ لِنَفسٍ أَن تَموتَ إِلّا بِإِذنِ اللَّهِ كِتـٰبًا مُؤَجَّلًا ۗ وَمَن يُرِد ثَوابَ الدُّنيا نُؤتِهِ مِنها وَمَن يُرِد ثَوابَ الـٔاخِرَةِ نُؤتِهِ مِنها ۚ وَسَنَجزِى الشّـٰكِرينَ
Meal
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 146
وَكَأَيِّن مِن نَبِىٍّ قـٰتَلَ مَعَهُ رِبِّيّونَ كَثيرٌ فَما وَهَنوا لِما أَصابَهُم فى سَبيلِ اللَّهِ وَما ضَعُفوا وَمَا استَكانوا ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الصّـٰبِرينَ
Meal
Nice peygamberler vardır ki , onunla birlikte bir çok Allah dostları savaştılar . Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler , yılmadılar , boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 147
وَما كانَ قَولَهُم إِلّا أَن قالوا رَبَّنَا اغفِر لَنا ذُنوبَنا وَإِسرافَنا فى أَمرِنا وَثَبِّت أَقدامَنا وَانصُرنا عَلَى القَومِ الكـٰفِرينَ
Meal
Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl. Kâfir topluma karşı bize yardım et!” demekten ibaretti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 148
فَـٔاتىٰهُمُ اللَّهُ ثَوابَ الدُّنيا وَحُسنَ ثَوابِ الـٔاخِرَةِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ المُحسِنينَ
Meal
Bu yüzden Allah onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah ihsan sahiplerini sever.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 149
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنوا إِن تُطيعُوا الَّذينَ كَفَروا يَرُدّوكُم عَلىٰ أَعقـٰبِكُم فَتَنقَلِبوا خـٰسِرينَ
Meal
Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 150
بَلِ اللَّهُ مَولىٰكُم ۖ وَهُوَ خَيرُ النّـٰصِرينَ
Meal
Halbuki sizin mevlanız/yardımcınız Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 151
سَنُلقى فى قُلوبِ الَّذينَ كَفَرُوا الرُّعبَ بِما أَشرَكوا بِاللَّهِ ما لَم يُنَزِّل بِهِ سُلطـٰنًا ۖ وَمَأوىٰهُمُ النّارُ ۚ وَبِئسَ مَثوَى الظّـٰلِمينَ
Meal
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a şirk koştukları için kâfirlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 152
وَلَقَد صَدَقَكُمُ اللَّهُ وَعدَهُ إِذ تَحُسّونَهُم بِإِذنِهِ ۖ حَتّىٰ إِذا فَشِلتُم وَتَنـٰزَعتُم فِى الأَمرِ وَعَصَيتُم مِن بَعدِ ما أَرىٰكُم ما تُحِبّونَ ۚ مِنكُم مَن يُريدُ الدُّنيا وَمِنكُم مَن يُريدُ الـٔاخِرَةَ ۚ ثُمَّ صَرَفَكُم عَنهُم لِيَبتَلِيَكُم ۖ وَلَقَد عَفا عَنكُم ۗ وَاللَّهُ ذو فَضلٍ عَلَى المُؤمِنينَ
Meal
Allah, elbette size verdiği sözü tuttu. O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz. Fakat, Allah size arzuladıklarınızı (zaferi) gösterdikten sonra zaaf gösterdiniz, ayrılığa düştünüz ve (peygamberin) emrine itaatsizlik ettiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra imtihan etmek için onların karşısında sizi bozguna uğrattı. Artık Allah sizi affetmiştir. Çünkü Allah, Müminlere karşı çok lütufkardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 153
إِذ تُصعِدونَ وَلا تَلوۥنَ عَلىٰ أَحَدٍ وَالرَّسولُ يَدعوكُم فى أُخرىٰكُم فَأَثـٰبَكُم غَمًّا بِغَمٍّ لِكَيلا تَحزَنوا عَلىٰ ما فاتَكُم وَلا ما أَصـٰبَكُم ۗ وَاللَّهُ خَبيرٌ بِما تَعمَلونَ
Meal
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 154
ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيكُم مِن بَعدِ الغَمِّ أَمَنَةً نُعاسًا يَغشىٰ طائِفَةً مِنكُم ۖ وَطائِفَةٌ قَد أَهَمَّتهُم أَنفُسُهُم يَظُنّونَ بِاللَّهِ غَيرَ الحَقِّ ظَنَّ الجـٰهِلِيَّةِ ۖ يَقولونَ هَل لَنا مِنَ الأَمرِ مِن شَىءٍ ۗ قُل إِنَّ الأَمرَ كُلَّهُ لِلَّهِ ۗ يُخفونَ فى أَنفُسِهِم ما لا يُبدونَ لَكَ ۖ يَقولونَ لَو كانَ لَنا مِنَ الأَمرِ شَىءٌ ما قُتِلنا هـٰهُنا ۗ قُل لَو كُنتُم فى بُيوتِكُم لَبَرَزَ الَّذينَ كُتِبَ عَلَيهِمُ القَتلُ إِلىٰ مَضاجِعِهِم ۖ وَلِيَبتَلِىَ اللَّهُ ما فى صُدورِكُم وَلِيُمَحِّصَ ما فى قُلوبِكُم ۗ وَاللَّهُ عَليمٌ بِذاتِ الصُّدورِ
Meal
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar: “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 155
إِنَّ الَّذينَ تَوَلَّوا مِنكُم يَومَ التَقَى الجَمعانِ إِنَّمَا استَزَلَّهُمُ الشَّيطـٰنُ بِبَعضِ ما كَسَبوا ۖ وَلَقَد عَفَا اللَّهُ عَنهُم ۗ إِنَّ اللَّهَ غَفورٌ حَليمٌ
Meal
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, Şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 156
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنوا لا تَكونوا كَالَّذينَ كَفَروا وَقالوا لِإِخوٰنِهِم إِذا ضَرَبوا فِى الأَرضِ أَو كانوا غُزًّى لَو كانوا عِندَنا ما ماتوا وَما قُتِلوا لِيَجعَلَ اللَّهُ ذٰلِكَ حَسرَةً فى قُلوبِهِم ۗ وَاللَّهُ يُحيۦ وَيُميتُ ۗ وَاللَّهُ بِما تَعمَلونَ بَصيرٌ
Meal
Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında: “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerine dayanılmaz bir üzüntü olarak koydu. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 157
وَلَئِن قُتِلتُم فى سَبيلِ اللَّهِ أَو مُتُّم لَمَغفِرَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرَحمَةٌ خَيرٌ مِمّا يَجمَعونَ
Meal
Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 158
وَلَئِن مُتُّم أَو قُتِلتُم لَإِلَى اللَّهِ تُحشَرونَ
Meal
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 159
فَبِما رَحمَةٍ مِنَ اللَّهِ لِنتَ لَهُم ۖ وَلَو كُنتَ فَظًّا غَليظَ القَلبِ لَانفَضّوا مِن حَولِكَ ۖ فَاعفُ عَنهُم وَاستَغفِر لَهُم وَشاوِرهُم فِى الأَمرِ ۖ فَإِذا عَزَمتَ فَتَوَكَّل عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ المُتَوَكِّلينَ
Meal
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi artık Allah’a tevekkül et! (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 160
إِن يَنصُركُمُ اللَّهُ فَلا غالِبَ لَكُم ۖ وَإِن يَخذُلكُم فَمَن ذَا الَّذى يَنصُرُكُم مِن بَعدِهِ ۗ وَعَلَى اللَّهِ فَليَتَوَكَّلِ المُؤمِنونَ
Meal
Allah size yardım ederse, kimse size galip gelemez. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 161
وَما كانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ ۚ وَمَن يَغلُل يَأتِ بِما غَلَّ يَومَ القِيـٰمَةِ ۚ ثُمَّ تُوَفّىٰ كُلُّ نَفسٍ ما كَسَبَت وَهُم لا يُظلَمونَ
Meal
Bir peygamberin (ganimet malına) hıyanet etmesi olur şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği malı yüklenerek gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 162
أَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضوٰنَ اللَّهِ كَمَن باءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللَّهِ وَمَأوىٰهُ جَهَنَّمُ ۚ وَبِئسَ المَصيرُ
Meal
Hiç, Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer Cehennem olan kimse gibi olur mu? O, ne kötü varılacak yerdir!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 163
هُم دَرَجـٰتٌ عِندَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصيرٌ بِما يَعمَلونَ
Meal
Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 164
لَقَد مَنَّ اللَّهُ عَلَى المُؤمِنينَ إِذ بَعَثَ فيهِم رَسولًا مِن أَنفُسِهِم يَتلوا عَلَيهِم ءايـٰتِهِ وَيُزَكّيهِم وَيُعَلِّمُهُمُ الكِتـٰبَ وَالحِكمَةَ وَإِن كانوا مِن قَبلُ لَفى ضَلـٰلٍ مُبينٍ
Meal
Andolsun Allah, Müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 165
أَوَلَمّا أَصـٰبَتكُم مُصيبَةٌ قَد أَصَبتُم مِثلَيها قُلتُم أَنّىٰ هـٰذا ۖ قُل هُوَ مِن عِندِ أَنفُسِكُم ۗ إِنَّ اللَّهَ عَلىٰ كُلِّ شَىءٍ قَديرٌ
Meal
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 166
وَما أَصـٰبَكُم يَومَ التَقَى الجَمعانِ فَبِإِذنِ اللَّهِ وَلِيَعلَمَ المُؤمِنينَ
Meal
İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelen ancak Allah’ın izniyle idi ve Müminleri ortaya çıkarmak içindi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 167
وَلِيَعلَمَ الَّذينَ نافَقوا ۚ وَقيلَ لَهُم تَعالَوا قـٰتِلوا فى سَبيلِ اللَّهِ أَوِ ادفَعوا ۖ قالوا لَو نَعلَمُ قِتالًا لَاتَّبَعنـٰكُم ۗ هُم لِلكُفرِ يَومَئِذٍ أَقرَبُ مِنهُم لِلإيمـٰنِ ۚ يَقولونَ بِأَفوٰهِهِم ما لَيسَ فى قُلوبِهِم ۗ وَاللَّهُ أَعلَمُ بِما يَكتُمونَ
Meal
Ve münafıklık edenleri de açığa vurmak içindir. Onlara (münafıklara): “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin!” denildi de onlar; “Biz savaş olacağını bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik.” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 168
الَّذينَ قالوا لِإِخوٰنِهِم وَقَعَدوا لَو أَطاعونا ما قُتِلوا ۗ قُل فَادرَءوا عَن أَنفُسِكُمُ المَوتَ إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 169
وَلا تَحسَبَنَّ الَّذينَ قُتِلوا فى سَبيلِ اللَّهِ أَموٰتًا ۚ بَل أَحياءٌ عِندَ رَبِّهِم يُرزَقونَ
Meal
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Çünkü onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılırlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 170
فَرِحينَ بِما ءاتىٰهُمُ اللَّهُ مِن فَضلِهِ وَيَستَبشِرونَ بِالَّذينَ لَم يَلحَقوا بِهِم مِن خَلفِهِم أَلّا خَوفٌ عَلَيهِم وَلا هُم يَحزَنونَ
Meal
Onlar, Allah’ın kendilerine fazlından vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler. Arkalarından gelip, henüz kendilerine katılmamış olanlara (şehitler için), bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri müjdesini verirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 171
يَستَبشِرونَ بِنِعمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضلٍ وَأَنَّ اللَّهَ لا يُضيعُ أَجرَ المُؤمِنينَ
Meal
Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf ve Allah’ın Müminlerin ecrini boşa çıkarmayacağı müjdesinin sevinci içindedirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 172
الَّذينَ استَجابوا لِلَّهِ وَالرَّسولِ مِن بَعدِ ما أَصابَهُمُ القَرحُ ۚ لِلَّذينَ أَحسَنوا مِنهُم وَاتَّقَوا أَجرٌ عَظيمٌ
Meal
Onlar (Uhud'da) yaralandıktan sonra Allah’ın ve peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 173
الَّذينَ قالَ لَهُمُ النّاسُ إِنَّ النّاسَ قَد جَمَعوا لَكُم فَاخشَوهُم فَزادَهُم إيمـٰنًا وَقالوا حَسبُنَا اللَّهُ وَنِعمَ الوَكيلُ
Meal
Onlara bazı kimseler: "İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun!" dediklerinde bu onların imanını arttırdı ve; “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diye karşılık verdiler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 174
فَانقَلَبوا بِنِعمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضلٍ لَم يَمسَسهُم سوءٌ وَاتَّبَعوا رِضوٰنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ ذو فَضلٍ عَظيمٍ
Meal
Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 175
إِنَّما ذٰلِكُمُ الشَّيطـٰنُ يُخَوِّفُ أَولِياءَهُ فَلا تَخافوهُم وَخافونِ إِن كُنتُم مُؤمِنينَ
Meal
O Şeytan sizi ancak kendi dostlarıyla korkutur. Onlardan korkmayın, eğer Mümin iseniz, sadece benden korkun.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 176
وَلا يَحزُنكَ الَّذينَ يُسـٰرِعونَ فِى الكُفرِ ۚ إِنَّهُم لَن يَضُرُّوا اللَّهَ شَيـًٔا ۗ يُريدُ اللَّهُ أَلّا يَجعَلَ لَهُم حَظًّا فِى الـٔاخِرَةِ ۖ وَلَهُم عَذابٌ عَظيمٌ
Meal
Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay bırakmamak istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 177
إِنَّ الَّذينَ اشتَرَوُا الكُفرَ بِالإيمـٰنِ لَن يَضُرُّوا اللَّهَ شَيـًٔا وَلَهُم عَذابٌ أَليمٌ
Meal
Şüphe yok ki iman karşılığında küfrü satın alanlar, Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 178
وَلا يَحسَبَنَّ الَّذينَ كَفَروا أَنَّما نُملى لَهُم خَيرٌ لِأَنفُسِهِم ۚ إِنَّما نُملى لَهُم لِيَزدادوا إِثمًا ۚ وَلَهُم عَذابٌ مُهينٌ
Meal
Kâfirler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onların ancak günahları artsın diye ömürlerini uzatıyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 179
ما كانَ اللَّهُ لِيَذَرَ المُؤمِنينَ عَلىٰ ما أَنتُم عَلَيهِ حَتّىٰ يَميزَ الخَبيثَ مِنَ الطَّيِّبِ ۗ وَما كانَ اللَّهُ لِيُطلِعَكُم عَلَى الغَيبِ وَلـٰكِنَّ اللَّهَ يَجتَبى مِن رُسُلِهِ مَن يَشاءُ ۖ فَـٔامِنوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۚ وَإِن تُؤمِنوا وَتَتَّقوا فَلَكُم أَجرٌ عَظيمٌ
Meal
Allah iman edenleri üzerinde bulunduğunuz bu halde asla bırakacak değildir, sonunda temizi pisten ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 180
وَلا يَحسَبَنَّ الَّذينَ يَبخَلونَ بِما ءاتىٰهُمُ اللَّهُ مِن فَضلِهِ هُوَ خَيرًا لَهُم ۖ بَل هُوَ شَرٌّ لَهُم ۖ سَيُطَوَّقونَ ما بَخِلوا بِهِ يَومَ القِيـٰمَةِ ۗ وَلِلَّهِ ميرٰثُ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ ۗ وَاللَّهُ بِما تَعمَلونَ خَبيرٌ
Meal
Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, aksine bu onlar için şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 181
لَقَد سَمِعَ اللَّهُ قَولَ الَّذينَ قالوا إِنَّ اللَّهَ فَقيرٌ وَنَحنُ أَغنِياءُ ۘ سَنَكتُبُ ما قالوا وَقَتلَهُمُ الأَنبِياءَ بِغَيرِ حَقٍّ وَنَقولُ ذوقوا عَذابَ الحَريقِ
Meal
“Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen Yahudilerin sözünü andolsun ki, Allah duyup işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere peygamberleri öldürmelerini elbette (bir tarafa) yazacağız ve “Yakıcı azabı tadın bakalım” diyeceğiz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 182
ذٰلِكَ بِما قَدَّمَت أَيديكُم وَأَنَّ اللَّهَ لَيسَ بِظَلّامٍ لِلعَبيدِ
Meal
Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 183
الَّذينَ قالوا إِنَّ اللَّهَ عَهِدَ إِلَينا أَلّا نُؤمِنَ لِرَسولٍ حَتّىٰ يَأتِيَنا بِقُربانٍ تَأكُلُهُ النّارُ ۗ قُل قَد جاءَكُم رُسُلٌ مِن قَبلى بِالبَيِّنـٰتِ وَبِالَّذى قُلتُم فَلِمَ قَتَلتُموهُم إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
'Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir rasûle iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti'' diyenlere de ki: Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 184
فَإِن كَذَّبوكَ فَقَد كُذِّبَ رُسُلٌ مِن قَبلِكَ جاءو بِالبَيِّنـٰتِ وَالزُّبُرِ وَالكِتـٰبِ المُنيرِ
Meal
Eğer onlar seni yalanlarlarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren nice peygamberler de yalanlanmıştı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 185
كُلُّ نَفسٍ ذائِقَةُ المَوتِ ۗ وَإِنَّما تُوَفَّونَ أُجورَكُم يَومَ القِيـٰمَةِ ۖ فَمَن زُحزِحَ عَنِ النّارِ وَأُدخِلَ الجَنَّةَ فَقَد فازَ ۗ وَمَا الحَيوٰةُ الدُّنيا إِلّا مَتـٰعُ الغُرورِ
Meal
Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 186
لَتُبلَوُنَّ فى أَموٰلِكُم وَأَنفُسِكُم وَلَتَسمَعُنَّ مِنَ الَّذينَ أوتُوا الكِتـٰبَ مِن قَبلِكُم وَمِنَ الَّذينَ أَشرَكوا أَذًى كَثيرًا ۚ وَإِن تَصبِروا وَتَتَّقوا فَإِنَّ ذٰلِكَ مِن عَزمِ الأُمورِ
Meal
Andolsun, mallarınız ve canlarınızla imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, bilin ki bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 187
وَإِذ أَخَذَ اللَّهُ ميثـٰقَ الَّذينَ أوتُوا الكِتـٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنّاسِ وَلا تَكتُمونَهُ فَنَبَذوهُ وَراءَ ظُهورِهِم وَاشتَرَوا بِهِ ثَمَنًا قَليلًا ۖ فَبِئسَ ما يَشتَرونَ
Meal
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz!” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir bedele sattılar. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 188
لا تَحسَبَنَّ الَّذينَ يَفرَحونَ بِما أَتَوا وَيُحِبّونَ أَن يُحمَدوا بِما لَم يَفعَلوا فَلا تَحسَبَنَّهُم بِمَفازَةٍ مِنَ العَذابِ ۖ وَلَهُم عَذابٌ أَليمٌ
Meal
Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 189
وَلِلَّهِ مُلكُ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ ۗ وَاللَّهُ عَلىٰ كُلِّ شَىءٍ قَديرٌ
Meal
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 190
إِنَّ فى خَلقِ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ وَاختِلـٰفِ الَّيلِ وَالنَّهارِ لَـٔايـٰتٍ لِأُولِى الأَلبـٰبِ
Meal
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 191
الَّذينَ يَذكُرونَ اللَّهَ قِيـٰمًا وَقُعودًا وَعَلىٰ جُنوبِهِم وَيَتَفَكَّرونَ فى خَلقِ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ رَبَّنا ما خَلَقتَ هـٰذا بـٰطِلًا سُبحـٰنَكَ فَقِنا عَذابَ النّارِ
Meal
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru!” derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 192
رَبَّنا إِنَّكَ مَن تُدخِلِ النّارَ فَقَد أَخزَيتَهُ ۖ وَما لِلظّـٰلِمينَ مِن أَنصارٍ
Meal
Rabbimiz! Sen kimi Cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 193
رَبَّنا إِنَّنا سَمِعنا مُنادِيًا يُنادى لِلإيمـٰنِ أَن ءامِنوا بِرَبِّكُم فَـٔامَنّا ۚ رَبَّنا فَاغفِر لَنا ذُنوبَنا وَكَفِّر عَنّا سَيِّـٔاتِنا وَتَوَفَّنا مَعَ الأَبرارِ
Meal
Rabbimiz! Biz, "Rabbinize iman edin" diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 194
رَبَّنا وَءاتِنا ما وَعَدتَنا عَلىٰ رُسُلِكَ وَلا تُخزِنا يَومَ القِيـٰمَةِ ۗ إِنَّكَ لا تُخلِفُ الميعادَ
Meal
Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 195
فَاستَجابَ لَهُم رَبُّهُم أَنّى لا أُضيعُ عَمَلَ عـٰمِلٍ مِنكُم مِن ذَكَرٍ أَو أُنثىٰ ۖ بَعضُكُم مِن بَعضٍ ۖ فَالَّذينَ هاجَروا وَأُخرِجوا مِن دِيـٰرِهِم وَأوذوا فى سَبيلى وَقـٰتَلوا وَقُتِلوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنهُم سَيِّـٔاتِهِم وَلَأُدخِلَنَّهُم جَنّـٰتٍ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهـٰرُ ثَوابًا مِن عِندِ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسنُ الثَّوابِ
Meal
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "İçinizden gerek erkek gerek kadın olsun (salih) amel işleyenin amelini karşılıksız bırakarak boşa çıkarmayacağım. Kiminiz kiminizdensiniz (sizler sevap ve cezada denksiniz). Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 196
لا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذينَ كَفَروا فِى البِلـٰدِ
Meal
Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 197
مَتـٰعٌ قَليلٌ ثُمَّ مَأوىٰهُم جَهَنَّمُ ۚ وَبِئسَ المِهادُ
Meal
Az bir geçimlik sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü yerleşim yeridir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 198
لـٰكِنِ الَّذينَ اتَّقَوا رَبَّهُم لَهُم جَنّـٰتٌ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهـٰرُ خـٰلِدينَ فيها نُزُلًا مِن عِندِ اللَّهِ ۗ وَما عِندَ اللَّهِ خَيرٌ لِلأَبرارِ
Meal
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları Cennetler vardır. İyiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 199
وَإِنَّ مِن أَهلِ الكِتـٰبِ لَمَن يُؤمِنُ بِاللَّهِ وَما أُنزِلَ إِلَيكُم وَما أُنزِلَ إِلَيهِم خـٰشِعينَ لِلَّهِ لا يَشتَرونَ بِـٔايـٰتِ اللَّهِ ثَمَنًا قَليلًا ۗ أُولـٰئِكَ لَهُم أَجرُهُم عِندَ رَبِّهِم ۗ إِنَّ اللَّهَ سَريعُ الحِسابِ
Meal
Ehl-i Kitap'tan öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’tan korkarak iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlara Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 200
يـٰأَيُّهَا الَّذينَ ءامَنُوا اصبِروا وَصابِروا وَرابِطوا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُم تُفلِحونَ
Meal
Ey iman edenler! Sabredin. Sabır göstermede dayanın. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.

Meal kaynağı: QuranEnc.com - turkish_rwwad (2025-09-28 17:50:52 (v1.0.4-xml.1))

Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0), değiştirilmeden. tanzil.net