Oku ve Yüksel Ara

21. Al-Anbiya (الأنبياء)

بِسمِ اللَّهِ الرَّحمـٰنِ الرَّحيمِ
Âyet 1
اقتَرَبَ لِلنّاسِ حِسابُهُم وَهُم فى غَفلَةٍ مُعرِضونَ
Meal
İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 2
ما يَأتيهِم مِن ذِكرٍ مِن رَبِّهِم مُحدَثٍ إِلَّا استَمَعوهُ وَهُم يَلعَبونَ
Meal
Rablerinden kendilerine her yeni öğüt geldiğinde, onlar mutlaka onu alay ederek dinlerler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 3
لاهِيَةً قُلوبُهُم ۗ وَأَسَرُّوا النَّجوَى الَّذينَ ظَلَموا هَل هـٰذا إِلّا بَشَرٌ مِثلُكُم ۖ أَفَتَأتونَ السِّحرَ وَأَنتُم تُبصِرونَ
Meal
Kalpleri başka şeylerle meşguldür. Zulmedenler, aralarında gizlice danışıp: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyken, siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi geleceksiniz?”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 4
قالَ رَبّى يَعلَمُ القَولَ فِى السَّماءِ وَالأَرضِ ۖ وَهُوَ السَّميعُ العَليمُ
Meal
Peygamber, (onlara) dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 5
بَل قالوا أَضغـٰثُ أَحلـٰمٍ بَلِ افتَرىٰهُ بَل هُوَ شاعِرٌ فَليَأتِنا بِـٔايَةٍ كَما أُرسِلَ الأَوَّلونَ
Meal
Onlar, “Hayır, bunlar (Kur'an) anlamsız rüyalardır. Üstelik, onu kendisi uydurdu; dahası, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin.” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 6
ما ءامَنَت قَبلَهُم مِن قَريَةٍ أَهلَكنـٰها ۖ أَفَهُم يُؤمِنونَ
Meal
Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 7
وَما أَرسَلنا قَبلَكَ إِلّا رِجالًا نوحى إِلَيهِم ۖ فَسـَٔلوا أَهلَ الذِّكرِ إِن كُنتُم لا تَعلَمونَ
Meal
Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 8
وَما جَعَلنـٰهُم جَسَدًا لا يَأكُلونَ الطَّعامَ وَما كانوا خـٰلِدينَ
Meal
Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 9
ثُمَّ صَدَقنـٰهُمُ الوَعدَ فَأَنجَينـٰهُم وَمَن نَشاءُ وَأَهلَكنَا المُسرِفينَ
Meal
Sonra onlara verdiğimiz sözümüzde durup, onları ve dilediğimiz kimseleri kurtarıp, haddi aşanları da helâk ettik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 10
لَقَد أَنزَلنا إِلَيكُم كِتـٰبًا فيهِ ذِكرُكُم ۖ أَفَلا تَعقِلونَ
Meal
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 11
وَكَم قَصَمنا مِن قَريَةٍ كانَت ظالِمَةً وَأَنشَأنا بَعدَها قَومًا ءاخَرينَ
Meal
Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka kavimler yarattık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 12
فَلَمّا أَحَسّوا بَأسَنا إِذا هُم مِنها يَركُضونَ
Meal
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 13
لا تَركُضوا وَارجِعوا إِلىٰ ما أُترِفتُم فيهِ وَمَسـٰكِنِكُم لَعَلَّكُم تُسـَٔلونَ
Meal
(Onlara): “Kaçışmayın. İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz” (denildi.)
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 14
قالوا يـٰوَيلَنا إِنّا كُنّا ظـٰلِمينَ
Meal
“Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik.” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 15
فَما زالَت تِلكَ دَعوىٰهُم حَتّىٰ جَعَلنـٰهُم حَصيدًا خـٰمِدينَ
Meal
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 16
وَما خَلَقنَا السَّماءَ وَالأَرضَ وَما بَينَهُما لـٰعِبينَ
Meal
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 17
لَو أَرَدنا أَن نَتَّخِذَ لَهوًا لَاتَّخَذنـٰهُ مِن لَدُنّا إِن كُنّا فـٰعِلينَ
Meal
Eğer biz eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat biz (bunu) yapanlar değiliz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 18
بَل نَقذِفُ بِالحَقِّ عَلَى البـٰطِلِ فَيَدمَغُهُ فَإِذا هُوَ زاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الوَيلُ مِمّا تَصِفونَ
Meal
Bilâkis, biz hakkı batılın üstüne bırakırız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 19
وَلَهُ مَن فِى السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ ۚ وَمَن عِندَهُ لا يَستَكبِرونَ عَن عِبادَتِهِ وَلا يَستَحسِرونَ
Meal
Göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. O’nun katındakiler, O'na ibadet hususunda kibirlenmez ve yorulmazlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 20
يُسَبِّحونَ الَّيلَ وَالنَّهارَ لا يَفتُرونَ
Meal
Gece ve gündüz durmaksızın O’nu tesbih ederler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 21
أَمِ اتَّخَذوا ءالِهَةً مِنَ الأَرضِ هُم يُنشِرونَ
Meal
Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 22
لَو كانَ فيهِما ءالِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتا ۚ فَسُبحـٰنَ اللَّهِ رَبِّ العَرشِ عَمّا يَصِفونَ
Meal
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzeh ve yücedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 23
لا يُسـَٔلُ عَمّا يَفعَلُ وَهُم يُسـَٔلونَ
Meal
O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 24
أَمِ اتَّخَذوا مِن دونِهِ ءالِهَةً ۖ قُل هاتوا بُرهـٰنَكُم ۖ هـٰذا ذِكرُ مَن مَعِىَ وَذِكرُ مَن قَبلى ۗ بَل أَكثَرُهُم لا يَعلَمونَ الحَقَّ ۖ فَهُم مُعرِضونَ
Meal
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Delilinizi getirin. İşte bu, benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve (bu da) benden öncekilerin zikri (kitabı)!” Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 25
وَما أَرسَلنا مِن قَبلِكَ مِن رَسولٍ إِلّا نوحى إِلَيهِ أَنَّهُ لا إِلـٰهَ إِلّا أَنا۠ فَاعبُدونِ
Meal
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere: “Şüphesiz, benden başka (hak) ilâh yoktur. Öyleyse yalnız bana ibadet edin!” diye vahyetmişizdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 26
وَقالُوا اتَّخَذَ الرَّحمـٰنُ وَلَدًا ۗ سُبحـٰنَهُ ۚ بَل عِبادٌ مُكرَمونَ
Meal
(Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O bundan münezzehtir, yücedir. Hayır! (Evlat diye niteledikleri) o melekler ikram edilmiş kullardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 27
لا يَسبِقونَهُ بِالقَولِ وَهُم بِأَمرِهِ يَعمَلونَ
Meal
Onun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emri gereğince iş görürler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 28
يَعلَمُ ما بَينَ أَيديهِم وَما خَلفَهُم وَلا يَشفَعونَ إِلّا لِمَنِ ارتَضىٰ وَهُم مِن خَشيَتِهِ مُشفِقونَ
Meal
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 29
وَمَن يَقُل مِنهُم إِنّى إِلـٰهٌ مِن دونِهِ فَذٰلِكَ نَجزيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذٰلِكَ نَجزِى الظّـٰلِمينَ
Meal
İçlerinden her kim; “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini Cehennem'le cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 30
أَوَلَم يَرَ الَّذينَ كَفَروا أَنَّ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضَ كانَتا رَتقًا فَفَتَقنـٰهُما ۖ وَجَعَلنا مِنَ الماءِ كُلَّ شَىءٍ حَىٍّ ۖ أَفَلا يُؤمِنونَ
Meal
Kâfirler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat verdik. Hâlâ iman etmezler mi?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 31
وَجَعَلنا فِى الأَرضِ رَوٰسِىَ أَن تَميدَ بِهِم وَجَعَلنا فيها فِجاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُم يَهتَدونَ
Meal
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar kıldık, yol bulmaları için orada geniş geniş yollar var ettik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 32
وَجَعَلنَا السَّماءَ سَقفًا مَحفوظًا ۖ وَهُم عَن ءايـٰتِها مُعرِضونَ
Meal
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çevirmektedirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 33
وَهُوَ الَّذى خَلَقَ الَّيلَ وَالنَّهارَ وَالشَّمسَ وَالقَمَرَ ۖ كُلٌّ فى فَلَكٍ يَسبَحونَ
Meal
O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 34
وَما جَعَلنا لِبَشَرٍ مِن قَبلِكَ الخُلدَ ۖ أَفَإِي۟ن مِتَّ فَهُمُ الخـٰلِدونَ
Meal
Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 35
كُلُّ نَفسٍ ذائِقَةُ المَوتِ ۗ وَنَبلوكُم بِالشَّرِّ وَالخَيرِ فِتنَةً ۖ وَإِلَينا تُرجَعونَ
Meal
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi şer ve hayırla imtihan olmak üzere deneriz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 36
وَإِذا رَءاكَ الَّذينَ كَفَروا إِن يَتَّخِذونَكَ إِلّا هُزُوًا أَهـٰذَا الَّذى يَذكُرُ ءالِهَتَكُم وَهُم بِذِكرِ الرَّحمـٰنِ هُم كـٰفِرونَ
Meal
Kâfirler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahman’ın kitabını inkâr ediyorlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 37
خُلِقَ الإِنسـٰنُ مِن عَجَلٍ ۚ سَأُو۟ريكُم ءايـٰتى فَلا تَستَعجِلونِ
Meal
İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 38
وَيَقولونَ مَتىٰ هـٰذَا الوَعدُ إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
Bir de; “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 39
لَو يَعلَمُ الَّذينَ كَفَروا حينَ لا يَكُفّونَ عَن وُجوهِهِمُ النّارَ وَلا عَن ظُهورِهِم وَلا هُم يُنصَرونَ
Meal
O kâfirler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 40
بَل تَأتيهِم بَغتَةً فَتَبهَتُهُم فَلا يَستَطيعونَ رَدَّها وَلا هُم يُنظَرونَ
Meal
Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 41
وَلَقَدِ استُهزِئَ بِرُسُلٍ مِن قَبلِكَ فَحاقَ بِالَّذينَ سَخِروا مِنهُم ما كانوا بِهِ يَستَهزِءونَ
Meal
Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 42
قُل مَن يَكلَؤُكُم بِالَّيلِ وَالنَّهارِ مِنَ الرَّحمـٰنِ ۗ بَل هُم عَن ذِكرِ رَبِّهِم مُعرِضونَ
Meal
(Ey Muhammed!) De ki: “(Size azap edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 43
أَم لَهُم ءالِهَةٌ تَمنَعُهُم مِن دونِنا ۚ لا يَستَطيعونَ نَصرَ أَنفُسِهِم وَلا هُم مِنّا يُصحَبونَ
Meal
Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 44
بَل مَتَّعنا هـٰؤُلاءِ وَءاباءَهُم حَتّىٰ طالَ عَلَيهِمُ العُمُرُ ۗ أَفَلا يَرَونَ أَنّا نَأتِى الأَرضَ نَنقُصُها مِن أَطرافِها ۚ أَفَهُمُ الغـٰلِبونَ
Meal
Evet, biz onları da atalarını da faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 45
قُل إِنَّما أُنذِرُكُم بِالوَحىِ ۚ وَلا يَسمَعُ الصُّمُّ الدُّعاءَ إِذا ما يُنذَرونَ
Meal
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 46
وَلَئِن مَسَّتهُم نَفحَةٌ مِن عَذابِ رَبِّكَ لَيَقولُنَّ يـٰوَيلَنا إِنّا كُنّا ظـٰلِمينَ
Meal
Onlara Rabbinin azabından hafif bir şey dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 47
وَنَضَعُ المَوٰزينَ القِسطَ لِيَومِ القِيـٰمَةِ فَلا تُظلَمُ نَفسٌ شَيـًٔا ۖ وَإِن كانَ مِثقالَ حَبَّةٍ مِن خَردَلٍ أَتَينا بِها ۗ وَكَفىٰ بِنا حـٰسِبينَ
Meal
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 48
وَلَقَد ءاتَينا موسىٰ وَهـٰرونَ الفُرقانَ وَضِياءً وَذِكرًا لِلمُتَّقينَ
Meal
Andolsun ki biz Mûsâ ile Hârûn’a Furkan’ı takvâ sahiplerine bir ışık ve bir öğüt olarak verdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 49
الَّذينَ يَخشَونَ رَبَّهُم بِالغَيبِ وَهُم مِنَ السّاعَةِ مُشفِقونَ
Meal
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de çekinen kimselerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 50
وَهـٰذا ذِكرٌ مُبارَكٌ أَنزَلنـٰهُ ۚ أَفَأَنتُم لَهُ مُنكِرونَ
Meal
İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 51
وَلَقَد ءاتَينا إِبرٰهيمَ رُشدَهُ مِن قَبلُ وَكُنّا بِهِ عـٰلِمينَ
Meal
Andolsun, daha önce de İbrahim’e rüşdünü/doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 52
إِذ قالَ لِأَبيهِ وَقَومِهِ ما هـٰذِهِ التَّماثيلُ الَّتى أَنتُم لَها عـٰكِفونَ
Meal
Hani o, babasına ve kavmine: "Kendilerine ibadet edip, durduğunuz bu putlar nedir?" demişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 53
قالوا وَجَدنا ءاباءَنا لَها عـٰبِدينَ
Meal
"Atalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk.” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 54
قالَ لَقَد كُنتُم أَنتُم وَءاباؤُكُم فى ضَلـٰلٍ مُبينٍ
Meal
İbrahim: “Andolsun siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.” dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 55
قالوا أَجِئتَنا بِالحَقِّ أَم أَنتَ مِنَ اللّـٰعِبينَ
Meal
“Sen bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun?” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 56
قالَ بَل رَبُّكُم رَبُّ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ الَّذى فَطَرَهُنَّ وَأَنا۠ عَلىٰ ذٰلِكُم مِنَ الشّـٰهِدينَ
Meal
Dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 57
وَتَاللَّهِ لَأَكيدَنَّ أَصنـٰمَكُم بَعدَ أَن تُوَلّوا مُدبِرينَ
Meal
“Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben bu putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 58
فَجَعَلَهُم جُذٰذًا إِلّا كَبيرًا لَهُم لَعَلَّهُم إِلَيهِ يَرجِعونَ
Meal
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 59
قالوا مَن فَعَلَ هـٰذا بِـٔالِهَتِنا إِنَّهُ لَمِنَ الظّـٰلِمينَ
Meal
Onlar: “Bunu putlarımıza kim yaptıysa şüphesiz ki o zalimlerdendir” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 60
قالوا سَمِعنا فَتًى يَذكُرُهُم يُقالُ لَهُ إِبرٰهيمُ
Meal
(İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 61
قالوا فَأتوا بِهِ عَلىٰ أَعيُنِ النّاسِ لَعَلَّهُم يَشهَدونَ
Meal
(Bir kısmı da) “O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 62
قالوا ءَأَنتَ فَعَلتَ هـٰذا بِـٔالِهَتِنا يـٰإِبرٰهيمُ
Meal
(İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim!” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 63
قالَ بَل فَعَلَهُ كَبيرُهُم هـٰذا فَسـَٔلوهُم إِن كانوا يَنطِقونَ
Meal
“Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!” dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 64
فَرَجَعوا إِلىٰ أَنفُسِهِم فَقالوا إِنَّكُم أَنتُمُ الظّـٰلِمونَ
Meal
Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz!” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 65
ثُمَّ نُكِسوا عَلىٰ رُءوسِهِم لَقَد عَلِمتَ ما هـٰؤُلاءِ يَنطِقونَ
Meal
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve: “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 66
قالَ أَفَتَعبُدونَ مِن دونِ اللَّهِ ما لا يَنفَعُكُم شَيـًٔا وَلا يَضُرُّكُم
Meal
İbrahim: "O halde Allah’ı bırakıp da size hiç bir şekilde fayda ya da zarar vermeyen şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 67
أُفٍّ لَكُم وَلِما تَعبُدونَ مِن دونِ اللَّهِ ۖ أَفَلا تَعقِلونَ
Meal
'Yazıklar olsun! Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 68
قالوا حَرِّقوهُ وَانصُروا ءالِهَتَكُم إِن كُنتُم فـٰعِلينَ
Meal
(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 69
قُلنا يـٰنارُ كونى بَردًا وَسَلـٰمًا عَلىٰ إِبرٰهيمَ
Meal
“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol!” dedik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 70
وَأَرادوا بِهِ كَيدًا فَجَعَلنـٰهُمُ الأَخسَرينَ
Meal
Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 71
وَنَجَّينـٰهُ وَلوطًا إِلَى الأَرضِ الَّتى بـٰرَكنا فيها لِلعـٰلَمينَ
Meal
Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 72
وَوَهَبنا لَهُ إِسحـٰقَ وَيَعقوبَ نافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلنا صـٰلِحينَ
Meal
Ve ona İshak’ı, üstelik bir de Ya'kûb’u bağışladık. Her ikisini de salih kimseler kıldık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 73
وَجَعَلنـٰهُم أَئِمَّةً يَهدونَ بِأَمرِنا وَأَوحَينا إِلَيهِم فِعلَ الخَيرٰتِ وَإِقامَ الصَّلوٰةِ وَإيتاءَ الزَّكوٰةِ ۖ وَكانوا لَنا عـٰبِدينَ
Meal
Onları emrimizle doğru yolu gösteren önderler kıldık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar yalnızca bize ibadet eden kimselerdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 74
وَلوطًا ءاتَينـٰهُ حُكمًا وَعِلمًا وَنَجَّينـٰهُ مِنَ القَريَةِ الَّتى كانَت تَعمَلُ الخَبـٰئِثَ ۗ إِنَّهُم كانوا قَومَ سَوءٍ فـٰسِقينَ
Meal
Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 75
وَأَدخَلنـٰهُ فى رَحمَتِنا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصّـٰلِحينَ
Meal
Ve biz onu rahmetimizin içine aldık. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 76
وَنوحًا إِذ نادىٰ مِن قَبلُ فَاستَجَبنا لَهُ فَنَجَّينـٰهُ وَأَهلَهُ مِنَ الكَربِ العَظيمِ
Meal
(Ey Muhammed!) Nûh’u da an. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 77
وَنَصَرنـٰهُ مِنَ القَومِ الَّذينَ كَذَّبوا بِـٔايـٰتِنا ۚ إِنَّهُم كانوا قَومَ سَوءٍ فَأَغرَقنـٰهُم أَجمَعينَ
Meal
Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Çünkü onlar kötü bir toplum idiler. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 78
وَداوۥدَ وَسُلَيمـٰنَ إِذ يَحكُمانِ فِى الحَرثِ إِذ نَفَشَت فيهِ غَنَمُ القَومِ وَكُنّا لِحُكمِهِم شـٰهِدينَ
Meal
Davûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 79
فَفَهَّمنـٰها سُلَيمـٰنَ ۚ وَكُلًّا ءاتَينا حُكمًا وَعِلمًا ۚ وَسَخَّرنا مَعَ داوۥدَ الجِبالَ يُسَبِّحنَ وَالطَّيرَ ۚ وَكُنّا فـٰعِلينَ
Meal
Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 80
وَعَلَّمنـٰهُ صَنعَةَ لَبوسٍ لَكُم لِتُحصِنَكُم مِن بَأسِكُم ۖ فَهَل أَنتُم شـٰكِرونَ
Meal
Bir de Davûd’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 81
وَلِسُلَيمـٰنَ الرّيحَ عاصِفَةً تَجرى بِأَمرِهِ إِلَى الأَرضِ الَّتى بـٰرَكنا فيها ۚ وَكُنّا بِكُلِّ شَىءٍ عـٰلِمينَ
Meal
Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 82
وَمِنَ الشَّيـٰطينِ مَن يَغوصونَ لَهُ وَيَعمَلونَ عَمَلًا دونَ ذٰلِكَ ۖ وَكُنّا لَهُم حـٰفِظينَ
Meal
Şeytanlardan onun için denize dalan ve bundan başka işler görenleri de (emrine vermiştik). Onları gözetenler bizlerdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 83
وَأَيّوبَ إِذ نادىٰ رَبَّهُ أَنّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرحَمُ الرّٰحِمينَ
Meal
Eyyûb’u da an. Hani o Rabbine: “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 84
فَاستَجَبنا لَهُ فَكَشَفنا ما بِهِ مِن ضُرٍّ ۖ وَءاتَينـٰهُ أَهلَهُ وَمِثلَهُم مَعَهُم رَحمَةً مِن عِندِنا وَذِكرىٰ لِلعـٰبِدينَ
Meal
Biz onun duasını kabul ettik ve başındaki sıkıntıyı açıp giderdik. Ayrıca ona hem katımızdan bir rahmet, hem de iyi kullukta bulunanlara bir ibret olmak üzere aile ve çocuklarını ve onlarla birlikte bir o kadarını da verdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 85
وَإِسمـٰعيلَ وَإِدريسَ وَذَا الكِفلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصّـٰبِرينَ
Meal
İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de an. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 86
وَأَدخَلنـٰهُم فى رَحمَتِنا ۖ إِنَّهُم مِنَ الصّـٰلِحينَ
Meal
Ve onları rahmetimizin içine soktuk. Gerçekten onlar salih kimselerdendi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 87
وَذَا النّونِ إِذ ذَهَبَ مُغـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَن نَقدِرَ عَلَيهِ فَنادىٰ فِى الظُّلُمـٰتِ أَن لا إِلـٰهَ إِلّا أَنتَ سُبحـٰنَكَ إِنّى كُنتُ مِنَ الظّـٰلِمينَ
Meal
Zünnûn’u da an. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla darda koymayacağımızı, sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hak ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.” diye dua etti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 88
فَاستَجَبنا لَهُ وَنَجَّينـٰهُ مِنَ الغَمِّ ۚ وَكَذٰلِكَ نُـۨجِى المُؤمِنينَ
Meal
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 89
وَزَكَرِيّا إِذ نادىٰ رَبَّهُ رَبِّ لا تَذَرنى فَردًا وَأَنتَ خَيرُ الوٰرِثينَ
Meal
Zekeriya’yı da an. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” diye dua etmişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 90
فَاستَجَبنا لَهُ وَوَهَبنا لَهُ يَحيىٰ وَأَصلَحنا لَهُ زَوجَهُ ۚ إِنَّهُم كانوا يُسـٰرِعونَ فِى الخَيرٰتِ وَيَدعونَنا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكانوا لَنا خـٰشِعينَ
Meal
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 91
وَالَّتى أَحصَنَت فَرجَها فَنَفَخنا فيها مِن روحِنا وَجَعَلنـٰها وَابنَها ءايَةً لِلعـٰلَمينَ
Meal
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 92
إِنَّ هـٰذِهِ أُمَّتُكُم أُمَّةً وٰحِدَةً وَأَنا۠ رَبُّكُم فَاعبُدونِ
Meal
Şüphe yok ki bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir. Sizin Rabbiniz de benim. O halde yalnız bana ibadet edin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 93
وَتَقَطَّعوا أَمرَهُم بَينَهُم ۖ كُلٌّ إِلَينا رٰجِعونَ
Meal
(İnsanlar) (din) işlerinde aralarında bölüklere ayrıldılar. Hepsi de ancak bize dönecekler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 94
فَمَن يَعمَل مِنَ الصّـٰلِحـٰتِ وَهُوَ مُؤمِنٌ فَلا كُفرانَ لِسَعيِهِ وَإِنّا لَهُ كـٰتِبونَ
Meal
Şu hâlde, kim Mümin olarak salih ameller işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 95
وَحَرٰمٌ عَلىٰ قَريَةٍ أَهلَكنـٰها أَنَّهُم لا يَرجِعونَ
Meal
Helâk ettiğimiz bir ülke halkının (dünya hayatına geri) dönmeleri imkânsızdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 96
حَتّىٰ إِذا فُتِحَت يَأجوجُ وَمَأجوجُ وَهُم مِن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلونَ
Meal
Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün (seddi) açıldığı zaman her tepeden akın ederler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 97
وَاقتَرَبَ الوَعدُ الحَقُّ فَإِذا هِىَ شـٰخِصَةٌ أَبصـٰرُ الَّذينَ كَفَروا يـٰوَيلَنا قَد كُنّا فى غَفلَةٍ مِن هـٰذا بَل كُنّا ظـٰلِمينَ
Meal
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın kâfirlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz.” derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 98
إِنَّكُم وَما تَعبُدونَ مِن دونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُم لَها وٰرِدونَ
Meal
Hiç şüphesiz siz de, Allah’tan başka ibadet etiikleriniz de Cehennem'in odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 99
لَو كانَ هـٰؤُلاءِ ءالِهَةً ما وَرَدوها ۖ وَكُلٌّ فيها خـٰلِدونَ
Meal
Eğer onlar (hak) ilâh olsalardı buraya girmezlerdi. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 100
لَهُم فيها زَفيرٌ وَهُم فيها لا يَسمَعونَ
Meal
Onların orada ah edip, derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 101
إِنَّ الَّذينَ سَبَقَت لَهُم مِنَّا الحُسنىٰ أُولـٰئِكَ عَنها مُبعَدونَ
Meal
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar Cehennem'den uzaklaştırılmışlardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 102
لا يَسمَعونَ حَسيسَها ۖ وَهُم فى مَا اشتَهَت أَنفُسُهُم خـٰلِدونَ
Meal
Onlar Cehennem'in uğultusunu dahi duymazlar. Nefislerinin arzu ettiği şeyler içinde ebedî kalırlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 103
لا يَحزُنُهُمُ الفَزَعُ الأَكبَرُ وَتَتَلَقّىٰهُمُ المَلـٰئِكَةُ هـٰذا يَومُكُمُ الَّذى كُنتُم توعَدونَ
Meal
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları: “İşte bu, size vadedilen (mutlu) gününüzdür.” diyerek karşılarlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 104
يَومَ نَطوِى السَّماءَ كَطَىِّ السِّجِلِّ لِلكُتُبِ ۚ كَما بَدَأنا أَوَّلَ خَلقٍ نُعيدُهُ ۚ وَعدًا عَلَينا ۚ إِنّا كُنّا فـٰعِلينَ
Meal
Gökleri kitap sayfalarının katlandığı gibi katlayacağımız günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 105
وَلَقَد كَتَبنا فِى الزَّبورِ مِن بَعدِ الذِّكرِ أَنَّ الأَرضَ يَرِثُها عِبادِىَ الصّـٰلِحونَ
Meal
Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Arza muhakkak benim salih kullarım mirasçı olacaktır.” diye yazmıştık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 106
إِنَّ فى هـٰذا لَبَلـٰغًا لِقَومٍ عـٰبِدينَ
Meal
Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir bildiri/öğüt vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 107
وَما أَرسَلنـٰكَ إِلّا رَحمَةً لِلعـٰلَمينَ
Meal
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 108
قُل إِنَّما يوحىٰ إِلَىَّ أَنَّما إِلـٰهُكُم إِلـٰهٌ وٰحِدٌ ۖ فَهَل أَنتُم مُسلِمونَ
Meal
De ki: “Bana ancak, ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık Müslüman oluyor musunuz?”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 109
فَإِن تَوَلَّوا فَقُل ءاذَنتُكُم عَلىٰ سَواءٍ ۖ وَإِن أَدرى أَقَريبٌ أَم بَعيدٌ ما توعَدونَ
Meal
Eğer yüz çevirirlerse De ki: “Ben size eşit şekilde bildirip, açıkladım. Size vaat olunan yakın mıdır, uzak mıdır bilemiyorum.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 110
إِنَّهُ يَعلَمُ الجَهرَ مِنَ القَولِ وَيَعلَمُ ما تَكتُمونَ
Meal
'Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 111
وَإِن أَدرى لَعَلَّهُ فِتنَةٌ لَكُم وَمَتـٰعٌ إِلىٰ حينٍ
Meal
“Bilmiyorum, belki de o sizin için bir imtihandır. Bir süreye kadar bir faydalanmadır.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 112
قـٰلَ رَبِّ احكُم بِالحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحمـٰنُ المُستَعانُ عَلىٰ ما تَصِفونَ
Meal
(Peygamber): “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin türlü nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman’dır.” dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.

Meal kaynağı: QuranEnc.com - turkish_rwwad (2025-09-28 17:50:52 (v1.0.4-xml.1))

Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0), değiştirilmeden. tanzil.net