20. Ta-Ha (طه)
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمـٰنِ الرَّحيمِ
Âyet 1
طه
Meal
Tâ-hâ [1]
Dipnotlar
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 2
ما أَنزَلنا عَلَيكَ القُرءانَ لِتَشقىٰ
Meal
Biz sana Kur’ân’ı güçlük çekmen için indirmedik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 3
إِلّا تَذكِرَةً لِمَن يَخشىٰ
Meal
Ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 4
تَنزيلًا مِمَّن خَلَقَ الأَرضَ وَالسَّمـٰوٰتِ العُلَى
Meal
O, yeri ve yüksek gökleri yaratan Allah tarafından indirilmiştir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 5
الرَّحمـٰنُ عَلَى العَرشِ استَوىٰ
Meal
Rahman Arş'a istivâ etmiştir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 6
لَهُ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَما فِى الأَرضِ وَما بَينَهُما وَما تَحتَ الثَّرىٰ
Meal
Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ve toprağın altında olan her şey O’nundur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 7
وَإِن تَجهَر بِالقَولِ فَإِنَّهُ يَعلَمُ السِّرَّ وَأَخفَى
Meal
Sen sözünü açığa vursan bile muhakkak O saklı olanı da gizli olanı da bilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 8
اللَّهُ لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ ۖ لَهُ الأَسماءُ الحُسنىٰ
Meal
Allah odur ki Ondan başka (hak) ilâh yoktur. En güzel isimler yalnız Onundur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 9
وَهَل أَتىٰكَ حَديثُ موسىٰ
Meal
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 10
إِذ رَءا نارًا فَقالَ لِأَهلِهِ امكُثوا إِنّى ءانَستُ نارًا لَعَلّى ءاتيكُم مِنها بِقَبَسٍ أَو أَجِدُ عَلَى النّارِ هُدًى
Meal
Hani bir ateş görmüştü de ailesine: "Siz durun, ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum." demişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 11
فَلَمّا أَتىٰها نودِىَ يـٰموسىٰ
Meal
Ateşin yanına geldiği zaman: "Ey Mûsâ!" diye seslenildi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 12
إِنّى أَنا۠ رَبُّكَ فَاخلَع نَعلَيكَ ۖ إِنَّكَ بِالوادِ المُقَدَّسِ طُوًى
Meal
"Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tûvâ Vadisi'ndesin."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 13
وَأَنَا اختَرتُكَ فَاستَمِع لِما يوحىٰ
Meal
Ben seni seçtim. Şimdi sana vahyolunanı dinle.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 14
إِنَّنى أَنَا اللَّهُ لا إِلـٰهَ إِلّا أَنا۠ فَاعبُدنى وَأَقِمِ الصَّلوٰةَ لِذِكرى
Meal
"Şüphesiz ben, Allah’ım. Benden başka (hak) ilah yok! Bana ibadet et, beni anmak için namazı ikame et."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 15
إِنَّ السّاعَةَ ءاتِيَةٌ أَكادُ أُخفيها لِتُجزىٰ كُلُّ نَفسٍ بِما تَسعىٰ
Meal
"Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini neredeyse büsbütün gizli tutacağım."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 16
فَلا يَصُدَّنَّكَ عَنها مَن لا يُؤمِنُ بِها وَاتَّبَعَ هَوىٰهُ فَتَردىٰ
Meal
“Ona iman etmeyen ve hevâsına uyan kimse ondan seni alıkoymasın. O takdirde helâk olursun.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 17
وَما تِلكَ بِيَمينِكَ يـٰموسىٰ
Meal
Şu sağ elindeki nedir Ey Mûsâ?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 18
قالَ هِىَ عَصاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيها وَأَهُشُّ بِها عَلىٰ غَنَمى وَلِىَ فيها مَـٔارِبُ أُخرىٰ
Meal
"O asamdır. Ona dayanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkerim ve ondan başka işlerimde de yararlanırım." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 19
قالَ أَلقِها يـٰموسىٰ
Meal
"Onu at, ey Mûsâ!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 20
فَأَلقىٰها فَإِذا هِىَ حَيَّةٌ تَسعىٰ
Meal
Mûsâ da onu attı. O bir anda hızla hareket eden bir yılan oluverdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 21
قالَ خُذها وَلا تَخَف ۖ سَنُعيدُها سيرَتَهَا الأولىٰ
Meal
"Onu al ve korkma!" dedi. "Onu ilk haline döndüreceğiz."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 22
وَاضمُم يَدَكَ إِلىٰ جَناحِكَ تَخرُج بَيضاءَ مِن غَيرِ سوءٍ ءايَةً أُخرىٰ
Meal
"Başka bir alâmet olmak üzere de elini koltuğunun altına götür. Kusursuz, hastalıksız, bembeyaz olarak çıkacaktır."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 23
لِنُرِيَكَ مِن ءايـٰتِنَا الكُبرَى
Meal
Böylece sana büyük mucizelerimizden gösterelim.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 24
اذهَب إِلىٰ فِرعَونَ إِنَّهُ طَغىٰ
Meal
Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 25
قالَ رَبِّ اشرَح لى صَدرى
Meal
"Rabbim gönlüme ferahlık ver!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 26
وَيَسِّر لى أَمرى
Meal
İşimi kolaylaştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 27
وَاحلُل عُقدَةً مِن لِسانى
Meal
Dilimdeki düğümü çöz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 28
يَفقَهوا قَولى
Meal
Sözümü iyi anlasınlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 29
وَاجعَل لى وَزيرًا مِن أَهلى
Meal
Bana ailemden bir yardımcı ver.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 30
هـٰرونَ أَخِى
Meal
Kardeşim Hârûn’u.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 31
اشدُد بِهِ أَزرى
Meal
Onunla arkamı güçlendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 32
وَأَشرِكهُ فى أَمرى
Meal
Ve onu işimde ortak yap ki
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 33
كَى نُسَبِّحَكَ كَثيرًا
Meal
Seni çokça tesbih edebilelim.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 34
وَنَذكُرَكَ كَثيرًا
Meal
Ve seni çokça zikredelim.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 35
إِنَّكَ كُنتَ بِنا بَصيرًا
Meal
Çünkü sen bizi hakkıyla görensin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 36
قالَ قَد أوتيتَ سُؤلَكَ يـٰموسىٰ
Meal
"Ey Mûsâ! İstediklerin sana verilmiştir." diye buyurdu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 37
وَلَقَد مَنَنّا عَلَيكَ مَرَّةً أُخرىٰ
Meal
"Andolsun ki sana başka bir sefer daha lütufta bulunmuştuk.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 38
إِذ أَوحَينا إِلىٰ أُمِّكَ ما يوحىٰ
Meal
"Bir zaman, annene ilham edilmesi gerekeni şeyi ilham etmiştik."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 39
أَنِ اقذِفيهِ فِى التّابوتِ فَاقذِفيهِ فِى اليَمِّ فَليُلقِهِ اليَمُّ بِالسّاحِلِ يَأخُذهُ عَدُوٌّ لى وَعَدُوٌّ لَهُ ۚ وَأَلقَيتُ عَلَيكَ مَحَبَّةً مِنّى وَلِتُصنَعَ عَلىٰ عَينى
Meal
Mûsâ'yı bir sandığa koy ve nehre (Nil'e) bırak. Nehir onu kıyıya atsın da, onu benim ve onun bir düşmanı alsın. Sana da ey Mûsâ! Gözümün önünde yetiştirilmen için tarafımdan sana bir sevgi bıraktım."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 40
إِذ تَمشى أُختُكَ فَتَقولُ هَل أَدُلُّكُم عَلىٰ مَن يَكفُلُهُ ۖ فَرَجَعنـٰكَ إِلىٰ أُمِّكَ كَى تَقَرَّ عَينُها وَلا تَحزَنَ ۚ وَقَتَلتَ نَفسًا فَنَجَّينـٰكَ مِنَ الغَمِّ وَفَتَنّـٰكَ فُتونًا ۚ فَلَبِثتَ سِنينَ فى أَهلِ مَديَنَ ثُمَّ جِئتَ عَلىٰ قَدَرٍ يـٰموسىٰ
Meal
Kız kardeşin gitmiş ve: "O’na bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri döndürdük. Sen bir adam öldürmüştün de, seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdir üzere geldin ey Mûsâ!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 41
وَاصطَنَعتُكَ لِنَفسِى
Meal
Ve seni kendim için (rasûl olarak) seçtim.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 42
اذهَب أَنتَ وَأَخوكَ بِـٔايـٰتى وَلا تَنِيا فى ذِكرِى
Meal
Sen ve kardeşin âyetlerimle gidin. Beni anmakta gevşeklik göstermeyin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 43
اذهَبا إِلىٰ فِرعَونَ إِنَّهُ طَغىٰ
Meal
İkiniz Firavun’a gidin. Çünkü o haddini aşmıştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 44
فَقولا لَهُ قَولًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَو يَخشىٰ
Meal
Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 45
قالا رَبَّنا إِنَّنا نَخافُ أَن يَفرُطَ عَلَينا أَو أَن يَطغىٰ
Meal
“Rabbimiz, biz, bize karşı aşırı gitmesinden yahut azgınlığını arttırmasından korkarız” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 46
قالَ لا تَخافا ۖ إِنَّنى مَعَكُما أَسمَعُ وَأَرىٰ
Meal
"Korkmayın! Ben sizinle beraberim. İşitir ve görürüm." diye buyurdu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 47
فَأتِياهُ فَقولا إِنّا رَسولا رَبِّكَ فَأَرسِل مَعَنا بَنى إِسرٰءيلَ وَلا تُعَذِّبهُم ۖ قَد جِئنـٰكَ بِـٔايَةٍ مِن رَبِّكَ ۖ وَالسَّلـٰمُ عَلىٰ مَنِ اتَّبَعَ الهُدىٰ
Meal
Haydi gidin ona ve deyin ki: "Biz, Rabbinin rasûlleriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 48
إِنّا قَد أوحِىَ إِلَينا أَنَّ العَذابَ عَلىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلّىٰ
Meal
"Bize vahyolundu ki, kim yalanlar ve yüz çevirirse ona azap vardır."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 49
قالَ فَمَن رَبُّكُما يـٰموسىٰ
Meal
"Sizin Rabbiniz kim ey Mûsâ?" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 50
قالَ رَبُّنَا الَّذى أَعطىٰ كُلَّ شَىءٍ خَلقَهُ ثُمَّ هَدىٰ
Meal
"Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve sonra da doğru yolu gösterendir." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 51
قالَ فَما بالُ القُرونِ الأولىٰ
Meal
"Önceki nesillerin durumu ne olacak?" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 52
قالَ عِلمُها عِندَ رَبّى فى كِتـٰبٍ ۖ لا يَضِلُّ رَبّى وَلا يَنسَى
Meal
"Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır." dedi. "Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 53
الَّذى جَعَلَ لَكُمُ الأَرضَ مَهدًا وَسَلَكَ لَكُم فيها سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ السَّماءِ ماءً فَأَخرَجنا بِهِ أَزوٰجًا مِن نَباتٍ شَتّىٰ
Meal
O yeryüzünü size bir döşek yapan, sizin için orada yollar açan ve gökten yağmur yağdırandır. Biz onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 54
كُلوا وَارعَوا أَنعـٰمَكُم ۗ إِنَّ فى ذٰلِكَ لَـٔايـٰتٍ لِأُولِى النُّهىٰ
Meal
Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ayetler vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 55
مِنها خَلَقنـٰكُم وَفيها نُعيدُكُم وَمِنها نُخرِجُكُم تارَةً أُخرىٰ
Meal
Sizi topraktan yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 56
وَلَقَد أَرَينـٰهُ ءايـٰتِنا كُلَّها فَكَذَّبَ وَأَبىٰ
Meal
Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve diretti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 57
قالَ أَجِئتَنا لِتُخرِجَنا مِن أَرضِنا بِسِحرِكَ يـٰموسىٰ
Meal
Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 58
فَلَنَأتِيَنَّكَ بِسِحرٍ مِثلِهِ فَاجعَل بَينَنا وَبَينَكَ مَوعِدًا لا نُخلِفُهُ نَحنُ وَلا أَنتَ مَكانًا سُوًى
Meal
"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 59
قالَ مَوعِدُكُم يَومُ الزّينَةِ وَأَن يُحشَرَ النّاسُ ضُحًى
Meal
Mûsâ da: "Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 60
فَتَوَلّىٰ فِرعَونُ فَجَمَعَ كَيدَهُ ثُمَّ أَتىٰ
Meal
Firavun dönüp hilesini topladı, sonra geldi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 61
قالَ لَهُم موسىٰ وَيلَكُم لا تَفتَروا عَلَى اللَّهِ كَذِبًا فَيُسحِتَكُم بِعَذابٍ ۖ وَقَد خابَ مَنِ افتَرىٰ
Meal
Mûsâ onlara: "Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helâk eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 62
فَتَنـٰزَعوا أَمرَهُم بَينَهُم وَأَسَرُّوا النَّجوىٰ
Meal
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 63
قالوا إِن هـٰذٰنِ لَسـٰحِرٰنِ يُريدانِ أَن يُخرِجاكُم مِن أَرضِكُم بِسِحرِهِما وَيَذهَبا بِطَريقَتِكُمُ المُثلىٰ
Meal
"Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor." dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 64
فَأَجمِعوا كَيدَكُم ثُمَّ ائتوا صَفًّا ۚ وَقَد أَفلَحَ اليَومَ مَنِ استَعلىٰ
Meal
“O bakımdan bütün hilelerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Çünkü bugün kim üstün gelirse umduğunu elde eder.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 65
قالوا يـٰموسىٰ إِمّا أَن تُلقِىَ وَإِمّا أَن نَكونَ أَوَّلَ مَن أَلقىٰ
Meal
Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 66
قالَ بَل أَلقوا ۖ فَإِذا حِبالُهُم وَعِصِيُّهُم يُخَيَّلُ إِلَيهِ مِن سِحرِهِم أَنَّها تَسعىٰ
Meal
"Hayır! Siz atın!" dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirlerinden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi göründü.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 67
فَأَوجَسَ فى نَفسِهِ خيفَةً موسىٰ
Meal
Mûsâ, içten içe bir korkuya kapıldı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 68
قُلنا لا تَخَف إِنَّكَ أَنتَ الأَعلىٰ
Meal
"Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün." dedik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 69
وَأَلقِ ما فى يَمينِكَ تَلقَف ما صَنَعوا ۖ إِنَّما صَنَعوا كَيدُ سـٰحِرٍ ۖ وَلا يُفلِحُ السّاحِرُ حَيثُ أَتىٰ
Meal
"Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 70
فَأُلقِىَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قالوا ءامَنّا بِرَبِّ هـٰرونَ وَموسىٰ
Meal
Derken büyücüler secdeye kapandılar. “Hârûn ve Mûsâ ’nın Rabbine iman ettik.” dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 71
قالَ ءامَنتُم لَهُ قَبلَ أَن ءاذَنَ لَكُم ۖ إِنَّهُ لَكَبيرُكُمُ الَّذى عَلَّمَكُمُ السِّحرَ ۖ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيدِيَكُم وَأَرجُلَكُم مِن خِلـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُم فى جُذوعِ النَّخلِ وَلَتَعلَمُنَّ أَيُّنا أَشَدُّ عَذابًا وَأَبقىٰ
Meal
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım. O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 72
قالوا لَن نُؤثِرَكَ عَلىٰ ما جاءَنا مِنَ البَيِّنـٰتِ وَالَّذى فَطَرَنا ۖ فَاقضِ ما أَنتَ قاضٍ ۖ إِنَّما تَقضى هـٰذِهِ الحَيوٰةَ الدُّنيا
Meal
"Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin." dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 73
إِنّا ءامَنّا بِرَبِّنا لِيَغفِرَ لَنا خَطـٰيـٰنا وَما أَكرَهتَنا عَلَيهِ مِنَ السِّحرِ ۗ وَاللَّهُ خَيرٌ وَأَبقىٰ
Meal
"Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 74
إِنَّهُ مَن يَأتِ رَبَّهُ مُجرِمًا فَإِنَّ لَهُ جَهَنَّمَ لا يَموتُ فيها وَلا يَحيىٰ
Meal
Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkâr olarak gelirse onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 75
وَمَن يَأتِهِ مُؤمِنًا قَد عَمِلَ الصّـٰلِحـٰتِ فَأُولـٰئِكَ لَهُمُ الدَّرَجـٰتُ العُلىٰ
Meal
Kim de Mümin ve salih amel işlemiş olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 76
جَنّـٰتُ عَدنٍ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهـٰرُ خـٰلِدينَ فيها ۚ وَذٰلِكَ جَزاءُ مَن تَزَكّىٰ
Meal
İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn Cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 77
وَلَقَد أَوحَينا إِلىٰ موسىٰ أَن أَسرِ بِعِبادى فَاضرِب لَهُم طَريقًا فِى البَحرِ يَبَسًا لا تَخـٰفُ دَرَكًا وَلا تَخشىٰ
Meal
Şüphesiz Mûsâ'ya, yetişilmesinden korkmadan ve (boğulmaktan) endişe duymaksızın kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir ve onlara denizde kuru bir yol aç diye vahyettik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 78
فَأَتبَعَهُم فِرعَونُ بِجُنودِهِ فَغَشِيَهُم مِنَ اليَمِّ ما غَشِيَهُم
Meal
Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 79
وَأَضَلَّ فِرعَونُ قَومَهُ وَما هَدىٰ
Meal
Firavun; halkını saptırdı, hidayet yolunu göstermedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 80
يـٰبَنى إِسرٰءيلَ قَد أَنجَينـٰكُم مِن عَدُوِّكُم وَوٰعَدنـٰكُم جانِبَ الطّورِ الأَيمَنَ وَنَزَّلنا عَلَيكُمُ المَنَّ وَالسَّلوىٰ
Meal
Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tûr’un sağ tarafını size vadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 81
كُلوا مِن طَيِّبـٰتِ ما رَزَقنـٰكُم وَلا تَطغَوا فيهِ فَيَحِلَّ عَلَيكُم غَضَبى ۖ وَمَن يَحلِل عَلَيهِ غَضَبى فَقَد هَوىٰ
Meal
Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma uğrayan yıkılıp yok olur gider.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 82
وَإِنّى لَغَفّارٌ لِمَن تابَ وَءامَنَ وَعَمِلَ صـٰلِحًا ثُمَّ اهتَدىٰ
Meal
Ben elbette, tevbe edeni ve iman edip salih amel işleyen sonra da hidayete erişen kimseyi bağışlarım.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 83
وَما أَعجَلَكَ عَن قَومِكَ يـٰموسىٰ
Meal
"Mûsâ! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 84
قالَ هُم أُولاءِ عَلىٰ أَثَرى وَعَجِلتُ إِلَيكَ رَبِّ لِتَرضىٰ
Meal
“Onlar da arkamdan geliyorlar. Rabbim! Razı olasın diye ben sana (gelmekte) acele ettim.” dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 85
قالَ فَإِنّا قَد فَتَنّا قَومَكَ مِن بَعدِكَ وَأَضَلَّهُمُ السّامِرِىُّ
Meal
Buyurdu ki: "Senden sonra biz kavmini imtihan ettik. Sonra Sâmirî de onları saptırdı."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 86
فَرَجَعَ موسىٰ إِلىٰ قَومِهِ غَضبـٰنَ أَسِفًا ۚ قالَ يـٰقَومِ أَلَم يَعِدكُم رَبُّكُم وَعدًا حَسَنًا ۚ أَفَطالَ عَلَيكُمُ العَهدُ أَم أَرَدتُم أَن يَحِلَّ عَلَيكُم غَضَبٌ مِن رَبِّكُم فَأَخلَفتُم مَوعِدى
Meal
Mûsâ kızgın ve kederli bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki: “Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Yoksa aradan geçen süre size uzun mu geldi, yahut üzerinize Rabbinizden bir gazabın gelmesini mi istediniz de bana olan vaadinizde durmadınız?”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 87
قالوا ما أَخلَفنا مَوعِدَكَ بِمَلكِنا وَلـٰكِنّا حُمِّلنا أَوزارًا مِن زينَةِ القَومِ فَقَذَفنـٰها فَكَذٰلِكَ أَلقَى السّامِرِىُّ
Meal
Dediler ki, “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 88
فَأَخرَجَ لَهُم عِجلًا جَسَدًا لَهُ خُوارٌ فَقالوا هـٰذا إِلـٰهُكُم وَإِلـٰهُ موسىٰ فَنَسِىَ
Meal
Böylece o, kendilerine böğüren bir buzağı heykeli çıkardı ve: "Bu, sizin ilahınızdır, Mûsâ’nın da ilahıdır. Fakat o unuttu." dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 89
أَفَلا يَرَونَ أَلّا يَرجِعُ إِلَيهِم قَولًا وَلا يَملِكُ لَهُم ضَرًّا وَلا نَفعًا
Meal
Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 90
وَلَقَد قالَ لَهُم هـٰرونُ مِن قَبلُ يـٰقَومِ إِنَّما فُتِنتُم بِهِ ۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحمـٰنُ فَاتَّبِعونى وَأَطيعوا أَمرى
Meal
Andolsun ki daha önce Hârûn onlara şöyle demişti: “Kavmim siz bununla ancak sınandınız. Muhakkak sizin Rabbiniz Rahman’dır. O halde bana uyun, emrime itaat edin.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 91
قالوا لَن نَبرَحَ عَلَيهِ عـٰكِفينَ حَتّىٰ يَرجِعَ إِلَينا موسىٰ
Meal
Onlar ise: "Mûsâ bize geri dönünceye kadar başında dikilip buna ibadet etmeye devam edeceğiz." dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 92
قالَ يـٰهـٰرونُ ما مَنَعَكَ إِذ رَأَيتَهُم ضَلّوا
Meal
“Ey Hârûn ” dedi. “Onların sapıttıklarını görünce seni alıkoyan ne oldu?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 93
أَلّا تَتَّبِعَنِ ۖ أَفَعَصَيتَ أَمرى
Meal
"Bana tabi olmadın, emrime karşı mı geldin?"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 94
قالَ يَبنَؤُمَّ لا تَأخُذ بِلِحيَتى وَلا بِرَأسى ۖ إِنّى خَشيتُ أَن تَقولَ فَرَّقتَ بَينَ بَنى إِسرٰءيلَ وَلَم تَرقُب قَولى
Meal
Dedi ki: “Anamın oğlu! Sakalıma, başıma yapışma. Ben, bana: İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın ve benim sözüme (neden) uymadın, diyeceğinden korktum.”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 95
قالَ فَما خَطبُكَ يـٰسـٰمِرِىُّ
Meal
Senin bu yaptığın nedir ey Sâmirî?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 96
قالَ بَصُرتُ بِما لَم يَبصُروا بِهِ فَقَبَضتُ قَبضَةً مِن أَثَرِ الرَّسولِ فَنَبَذتُها وَكَذٰلِكَ سَوَّلَت لى نَفسى
Meal
O da: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin (Cebrâil -aleyhisselam-'ın) izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 97
قالَ فَاذهَب فَإِنَّ لَكَ فِى الحَيوٰةِ أَن تَقولَ لا مِساسَ ۖ وَإِنَّ لَكَ مَوعِدًا لَن تُخلَفَهُ ۖ وَانظُر إِلىٰ إِلـٰهِكَ الَّذى ظَلتَ عَلَيهِ عاكِفًا ۖ لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُ فِى اليَمِّ نَسفًا
Meal
Mûsâ: "Haydi git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Üzerine sarılıp ibadet ettiğin ilahına bir bak, şimdi onu yakacağız. Sonra parça parça edip denize savuracağız." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 98
إِنَّما إِلـٰهُكُمُ اللَّهُ الَّذى لا إِلـٰهَ إِلّا هُوَ ۚ وَسِعَ كُلَّ شَىءٍ عِلمًا
Meal
Sizin ilahınız ancak, kendisinden başka (hak) ilah olmayan Allah’tır. O her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 99
كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيكَ مِن أَنباءِ ما قَد سَبَقَ ۚ وَقَد ءاتَينـٰكَ مِن لَدُنّا ذِكرًا
Meal
İşte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 100
مَن أَعرَضَ عَنهُ فَإِنَّهُ يَحمِلُ يَومَ القِيـٰمَةِ وِزرًا
Meal
Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 101
خـٰلِدينَ فيهِ ۖ وَساءَ لَهُم يَومَ القِيـٰمَةِ حِملًا
Meal
O kimseler onda ebediyen kalacaklardır. Kıyamet gününde o onlar için ne kötü bir yük olacaktır!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 102
يَومَ يُنفَخُ فِى الصّورِ ۚ وَنَحشُرُ المُجرِمينَ يَومَئِذٍ زُرقًا
Meal
Sûr’a üflendiği gün, işte o gün suçluların gözleri (korkudan) mavi halde haşrederiz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 103
يَتَخـٰفَتونَ بَينَهُم إِن لَبِثتُم إِلّا عَشرًا
Meal
"Kendi aralarında gizlice siz ancak on gün kaldınız diye fısıldaşırlar."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 104
نَحنُ أَعلَمُ بِما يَقولونَ إِذ يَقولُ أَمثَلُهُم طَريقَةً إِن لَبِثتُم إِلّا يَومًا
Meal
Biz, onların söylediklerini daha iyi biliriz. En tutarlı görüş sahibi olanı “Sadece bir gün kaldınız." der.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 105
وَيَسـَٔلونَكَ عَنِ الجِبالِ فَقُل يَنسِفُها رَبّى نَسفًا
Meal
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 106
فَيَذَرُها قاعًا صَفصَفًا
Meal
Yerlerini de dümdüz edecektir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 107
لا تَرىٰ فيها عِوَجًا وَلا أَمتًا
Meal
Artık orada ne bir çukur, ne de bir tümsek görebilirsin?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 108
يَومَئِذٍ يَتَّبِعونَ الدّاعِىَ لا عِوَجَ لَهُ ۖ وَخَشَعَتِ الأَصواتُ لِلرَّحمـٰنِ فَلا تَسمَعُ إِلّا هَمسًا
Meal
O günde davetçiye uyarlar. Hiçbir tarafa sapmayarak giderler. Rahman’ın huzurunda sesler kısılmış olacak. Kıpırdayan dudakların fısıltısından başkasını duyamayacaksın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 109
يَومَئِذٍ لا تَنفَعُ الشَّفـٰعَةُ إِلّا مَن أَذِنَ لَهُ الرَّحمـٰنُ وَرَضِىَ لَهُ قَولًا
Meal
O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 110
يَعلَمُ ما بَينَ أَيديهِم وَما خَلفَهُم وَلا يُحيطونَ بِهِ عِلمًا
Meal
Allah; önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi O'nu kuşatamaz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 111
وَعَنَتِ الوُجوهُ لِلحَىِّ القَيّومِ ۖ وَقَد خابَ مَن حَمَلَ ظُلمًا
Meal
Ve yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen hüsrana uğramıştır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 112
وَمَن يَعمَل مِنَ الصّـٰلِحـٰتِ وَهُوَ مُؤمِنٌ فَلا يَخافُ ظُلمًا وَلا هَضمًا
Meal
Mümin olarak salih amel işleyen kimse, zulme uğratılmaktan da korkmaz, (hakkının) eksiltilmesinden de.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 113
وَكَذٰلِكَ أَنزَلنـٰهُ قُرءانًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفنا فيهِ مِنَ الوَعيدِ لَعَلَّهُم يَتَّقونَ أَو يُحدِثُ لَهُم ذِكرًا
Meal
Böylece onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik ve onda tehditlerimizi tekrar ettik. Olur ki korkarlar yahut o onlara bir ibret ve öğüt olur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 114
فَتَعـٰلَى اللَّهُ المَلِكُ الحَقُّ ۗ وَلا تَعجَل بِالقُرءانِ مِن قَبلِ أَن يُقضىٰ إِلَيكَ وَحيُهُ ۖ وَقُل رَبِّ زِدنى عِلمًا
Meal
Gerçek Melik/Hükümran olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme ve: “Rabbim! İlmimi arttır.” de.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 115
وَلَقَد عَهِدنا إِلىٰ ءادَمَ مِن قَبلُ فَنَسِىَ وَلَم نَجِد لَهُ عَزمًا
Meal
Andolsun ki biz daha önce Adem’e vahyetmiştik. Fakat o unuttu, biz onu azimli bulmadık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 116
وَإِذ قُلنا لِلمَلـٰئِكَةِ اسجُدوا لِـٔادَمَ فَسَجَدوا إِلّا إِبليسَ أَبىٰ
Meal
Hani meleklere: Âdem'e secde edin demiştik de, hemen secde ettiler. İblis ise kaçındı.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 117
فَقُلنا يـٰـٔادَمُ إِنَّ هـٰذا عَدُوٌّ لَكَ وَلِزَوجِكَ فَلا يُخرِجَنَّكُما مِنَ الجَنَّةِ فَتَشقىٰ
Meal
"Ey Âdem! Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht, mutsuz olursun." dedik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 118
إِنَّ لَكَ أَلّا تَجوعَ فيها وَلا تَعرىٰ
Meal
Oysa Cennet'te ne acıkırsın, ne de açık/çıplak kalırsın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 119
وَأَنَّكَ لا تَظمَؤُا۟ فيها وَلا تَضحىٰ
Meal
Ne susuzluk hissedersin, ne de Güneşin sıcağında kalırsın.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 120
فَوَسوَسَ إِلَيهِ الشَّيطـٰنُ قالَ يـٰـٔادَمُ هَل أَدُلُّكَ عَلىٰ شَجَرَةِ الخُلدِ وَمُلكٍ لا يَبلىٰ
Meal
Sonunda Şeytan ona vesvese verdi: "Ey Âdem!" dedi. "Sana ebedilik/sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir saltanatı göstereyim mi?"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 121
فَأَكَلا مِنها فَبَدَت لَهُما سَوءٰتُهُما وَطَفِقا يَخصِفانِ عَلَيهِما مِن وَرَقِ الجَنَّةِ ۚ وَعَصىٰ ءادَمُ رَبَّهُ فَغَوىٰ
Meal
Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 122
ثُمَّ اجتَبـٰهُ رَبُّهُ فَتابَ عَلَيهِ وَهَدىٰ
Meal
Sonra Rabbi; onu seçti, tevbesini kabul etti ve hidayete erdirdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 123
قالَ اهبِطا مِنها جَميعًا ۖ بَعضُكُم لِبَعضٍ عَدُوٌّ ۖ فَإِمّا يَأتِيَنَّكُم مِنّى هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُداىَ فَلا يَضِلُّ وَلا يَشقىٰ
Meal
Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht da olmaz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 124
وَمَن أَعرَضَ عَن ذِكرى فَإِنَّ لَهُ مَعيشَةً ضَنكًا وَنَحشُرُهُ يَومَ القِيـٰمَةِ أَعمىٰ
Meal
Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar,sıkıntılı bir hayat vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 125
قالَ رَبِّ لِمَ حَشَرتَنى أَعمىٰ وَقَد كُنتُ بَصيرًا
Meal
O da şöyle der: "Rabbim beni niçin kör olarak haşrettin? Ben, gören birisiydim."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 126
قالَ كَذٰلِكَ أَتَتكَ ءايـٰتُنا فَنَسيتَها ۖ وَكَذٰلِكَ اليَومَ تُنسىٰ
Meal
(Allah da) der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuş idin. Bugün sen de unutulacaksın."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 127
وَكَذٰلِكَ نَجزى مَن أَسرَفَ وَلَم يُؤمِن بِـٔايـٰتِ رَبِّهِ ۚ وَلَعَذابُ الـٔاخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبقىٰ
Meal
Haddi aşıp, Rabbinin ayetlerine iman etmeyenleri de böylece cezalandırırız. Ahiret azabı ise elbette daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 128
أَفَلَم يَهدِ لَهُم كَم أَهلَكنا قَبلَهُم مِنَ القُرونِ يَمشونَ فى مَسـٰكِنِهِم ۗ إِنَّ فى ذٰلِكَ لَـٔايـٰتٍ لِأُولِى النُّهىٰ
Meal
Kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları hidayete erdirmedi mi? (Oysa) Onların kaldıkları yerlerde gezinip durmaktadırlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 129
وَلَولا كَلِمَةٌ سَبَقَت مِن رَبِّكَ لَكانَ لِزامًا وَأَجَلٌ مُسَمًّى
Meal
Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azap) kaçınılmaz olurdu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 130
فَاصبِر عَلىٰ ما يَقولونَ وَسَبِّح بِحَمدِ رَبِّكَ قَبلَ طُلوعِ الشَّمسِ وَقَبلَ غُروبِها ۖ وَمِن ءانائِ الَّيلِ فَسَبِّح وَأَطرافَ النَّهارِ لَعَلَّكَ تَرضىٰ
Meal
Söyledikleri sözlere sabret, Güneş doğmadan önce ve batmadan önce ve gece saatlerinde de Rabbini hamt ederek tesbit et. Gün boyunca da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 131
وَلا تَمُدَّنَّ عَينَيكَ إِلىٰ ما مَتَّعنا بِهِ أَزوٰجًا مِنهُم زَهرَةَ الحَيوٰةِ الدُّنيا لِنَفتِنَهُم فيهِ ۚ وَرِزقُ رَبِّكَ خَيرٌ وَأَبقىٰ
Meal
Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip, faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 132
وَأمُر أَهلَكَ بِالصَّلوٰةِ وَاصطَبِر عَلَيها ۖ لا نَسـَٔلُكَ رِزقًا ۖ نَحنُ نَرزُقُكَ ۗ وَالعـٰقِبَةُ لِلتَّقوىٰ
Meal
Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel akıbet ise takva sahiplerinindir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 133
وَقالوا لَولا يَأتينا بِـٔايَةٍ مِن رَبِّهِ ۚ أَوَلَم تَأتِهِم بَيِّنَةُ ما فِى الصُّحُفِ الأولىٰ
Meal
"Bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 134
وَلَو أَنّا أَهلَكنـٰهُم بِعَذابٍ مِن قَبلِهِ لَقالوا رَبَّنا لَولا أَرسَلتَ إِلَينا رَسولًا فَنَتَّبِعَ ءايـٰتِكَ مِن قَبلِ أَن نَذِلَّ وَنَخزىٰ
Meal
Biz onları bundan önce bir azap ile helâk etmiş olsaydık; elbette şöyle diyeceklerdi: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de alçalmadan, rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 135
قُل كُلٌّ مُتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصوا ۖ فَسَتَعلَمونَ مَن أَصحـٰبُ الصِّرٰطِ السَّوِىِّ وَمَنِ اهتَدىٰ
Meal
De ki: "Herkes beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin doğru yolun sahipleri ve kimin doğru yolu bulmuş olduğunu göreceksiniz."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Meal kaynağı: QuranEnc.com - turkish_rwwad (2025-09-28 17:50:52 (v1.0.4-xml.1))
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0), değiştirilmeden. tanzil.net