10. Yunus (يونس)
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمـٰنِ الرَّحيمِ
Âyet 1
الر ۚ تِلكَ ءايـٰتُ الكِتـٰبِ الحَكيمِ
Meal
Elif Lâm Râ.[1] İşte bunlar hakîm olan (hikmet dolu) kitabın ayetleridir.
Dipnotlar
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 2
أَكانَ لِلنّاسِ عَجَبًا أَن أَوحَينا إِلىٰ رَجُلٍ مِنهُم أَن أَنذِرِ النّاسَ وَبَشِّرِ الَّذينَ ءامَنوا أَنَّ لَهُم قَدَمَ صِدقٍ عِندَ رَبِّهِم ۗ قالَ الكـٰفِرونَ إِنَّ هـٰذا لَسـٰحِرٌ مُبينٌ
Meal
İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 3
إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّهُ الَّذى خَلَقَ السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضَ فى سِتَّةِ أَيّامٍ ثُمَّ استَوىٰ عَلَى العَرشِ ۖ يُدَبِّرُ الأَمرَ ۖ ما مِن شَفيعٍ إِلّا مِن بَعدِ إِذنِهِ ۚ ذٰلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُم فَاعبُدوهُ ۚ أَفَلا تَذَكَّرونَ
Meal
Şüphesiz Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra Arş'a istivâ eden (yükselen) ve işleri yerli yerince yönetendir. O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. O halde (sadece) O’na ibadet edin! Öğüt almıyor musunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 4
إِلَيهِ مَرجِعُكُم جَميعًا ۖ وَعدَ اللَّهِ حَقًّا ۚ إِنَّهُ يَبدَؤُا۟ الخَلقَ ثُمَّ يُعيدُهُ لِيَجزِىَ الَّذينَ ءامَنوا وَعَمِلُوا الصّـٰلِحـٰتِ بِالقِسطِ ۚ وَالَّذينَ كَفَروا لَهُم شَرابٌ مِن حَميمٍ وَعَذابٌ أَليمٌ بِما كانوا يَكفُرونَ
Meal
Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlûkatı) önce (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip salih amel işleyenleri adaletle karşılığını vermek için yeniden diriltir. Kâfirlere gelince, kâfirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 5
هُوَ الَّذى جَعَلَ الشَّمسَ ضِياءً وَالقَمَرَ نورًا وَقَدَّرَهُ مَنازِلَ لِتَعلَموا عَدَدَ السِّنينَ وَالحِسابَ ۚ ما خَلَقَ اللَّهُ ذٰلِكَ إِلّا بِالحَقِّ ۚ يُفَصِّلُ الـٔايـٰتِ لِقَومٍ يَعلَمونَ
Meal
Güneşi ışık (kaynağı), Ay'ı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay'a menziller (konak yerleri) takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıştır. O, bilen bir toplum için ayetleri apaçık bir şekilde işte böyle açıklar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 6
إِنَّ فِى اختِلـٰفِ الَّيلِ وَالنَّهارِ وَما خَلَقَ اللَّهُ فِى السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ لَـٔايـٰتٍ لِقَومٍ يَتَّقونَ
Meal
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan bir toplum için ayetler/deliller vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 7
إِنَّ الَّذينَ لا يَرجونَ لِقاءَنا وَرَضوا بِالحَيوٰةِ الدُّنيا وَاطمَأَنّوا بِها وَالَّذينَ هُم عَن ءايـٰتِنا غـٰفِلونَ
Meal
(Hesap için) Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 8
أُولـٰئِكَ مَأوىٰهُمُ النّارُ بِما كانوا يَكسِبونَ
Meal
İşte bunların kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 9
إِنَّ الَّذينَ ءامَنوا وَعَمِلُوا الصّـٰلِحـٰتِ يَهديهِم رَبُّهُم بِإيمـٰنِهِم ۖ تَجرى مِن تَحتِهِمُ الأَنهـٰرُ فى جَنّـٰتِ النَّعيمِ
Meal
(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimetlerle dolu Cennetlerde altlarından ırmaklar akar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 10
دَعوىٰهُم فيها سُبحـٰنَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُم فيها سَلـٰمٌ ۚ وَءاخِرُ دَعوىٰهُم أَنِ الحَمدُ لِلَّهِ رَبِّ العـٰلَمينَ
Meal
Orada duaları: "Allah’ım! Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlaşmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise: ”Âlemlerin Rabbine hamdolsun” dur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 11
وَلَو يُعَجِّلُ اللَّهُ لِلنّاسِ الشَّرَّ استِعجالَهُم بِالخَيرِ لَقُضِىَ إِلَيهِم أَجَلُهُم ۖ فَنَذَرُ الَّذينَ لا يَرجونَ لِقاءَنا فى طُغيـٰنِهِم يَعمَهونَ
Meal
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi. (Helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 12
وَإِذا مَسَّ الإِنسـٰنَ الضُّرُّ دَعانا لِجَنبِهِ أَو قاعِدًا أَو قائِمًا فَلَمّا كَشَفنا عَنهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَن لَم يَدعُنا إِلىٰ ضُرٍّ مَسَّهُ ۚ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلمُسرِفينَ ما كانوا يَعمَلونَ
Meal
İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böyle müsriflere (haddi aşanlara) yapmakta oldukları süslü gösterilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 13
وَلَقَد أَهلَكنَا القُرونَ مِن قَبلِكُم لَمّا ظَلَموا ۙ وَجاءَتهُم رُسُلُهُم بِالبَيِّنـٰتِ وَما كانوا لِيُؤمِنوا ۚ كَذٰلِكَ نَجزِى القَومَ المُجرِمينَ
Meal
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten iman edecek değillerdi. İşte biz günahkârlar topluluğunu böyle cezalandırırız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 14
ثُمَّ جَعَلنـٰكُم خَلـٰئِفَ فِى الأَرضِ مِن بَعدِهِم لِنَنظُرَ كَيفَ تَعمَلونَ
Meal
Sonra, onların ardından nasıl amel işleyeceğinizi görmek için sizi yeryüzünün halifeleri yaptık.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 15
وَإِذا تُتلىٰ عَلَيهِم ءاياتُنا بَيِّنـٰتٍ ۙ قالَ الَّذينَ لا يَرجونَ لِقاءَنَا ائتِ بِقُرءانٍ غَيرِ هـٰذا أَو بَدِّلهُ ۚ قُل ما يَكونُ لى أَن أُبَدِّلَهُ مِن تِلقائِ نَفسى ۖ إِن أَتَّبِعُ إِلّا ما يوحىٰ إِلَىَّ ۖ إِنّى أَخافُ إِن عَصَيتُ رَبّى عَذابَ يَومٍ عَظيمٍ
Meal
Kendilerine ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir" dediler. De ki: "O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 16
قُل لَو شاءَ اللَّهُ ما تَلَوتُهُ عَلَيكُم وَلا أَدرىٰكُم بِهِ ۖ فَقَد لَبِثتُ فيكُم عُمُرًا مِن قَبلِهِ ۚ أَفَلا تَعقِلونَ
Meal
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 17
فَمَن أَظلَمُ مِمَّنِ افتَرىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَو كَذَّبَ بِـٔايـٰتِهِ ۚ إِنَّهُ لا يُفلِحُ المُجرِمونَ
Meal
Allah adına yalan uydurandan veya Allah'ın ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suçlular kesinlikle kurtuluşa eremezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 18
وَيَعبُدونَ مِن دونِ اللَّهِ ما لا يَضُرُّهُم وَلا يَنفَعُهُم وَيَقولونَ هـٰؤُلاءِ شُفَعـٰؤُنا عِندَ اللَّهِ ۚ قُل أَتُنَبِّـٔونَ اللَّهَ بِما لا يَعلَمُ فِى السَّمـٰوٰتِ وَلا فِى الأَرضِ ۚ سُبحـٰنَهُ وَتَعـٰلىٰ عَمّا يُشرِكونَ
Meal
Onlar Allah ile birlikte kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan şeylere ibadet ederler. Bir de: “Bunlar Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” derler. De ki: Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, onların şirk koşmalarından münezzehtir ve çok yücedir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 19
وَما كانَ النّاسُ إِلّا أُمَّةً وٰحِدَةً فَاختَلَفوا ۚ وَلَولا كَلِمَةٌ سَبَقَت مِن رَبِّكَ لَقُضِىَ بَينَهُم فيما فيهِ يَختَلِفونَ
Meal
İnsanlar, aslında, tek bir ümmet idiler. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında ayrılığa düştükleri şeyde hüküm verilirdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 20
وَيَقولونَ لَولا أُنزِلَ عَلَيهِ ءايَةٌ مِن رَبِّهِ ۖ فَقُل إِنَّمَا الغَيبُ لِلَّهِ فَانتَظِروا إِنّى مَعَكُم مِنَ المُنتَظِرينَ
Meal
Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya! derler. De ki: Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyiniz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 21
وَإِذا أَذَقنَا النّاسَ رَحمَةً مِن بَعدِ ضَرّاءَ مَسَّتهُم إِذا لَهُم مَكرٌ فى ءاياتِنا ۚ قُلِ اللَّهُ أَسرَعُ مَكرًا ۚ إِنَّ رُسُلَنا يَكتُبونَ ما تَمكُرونَ
Meal
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman bir de bakarsın ki, âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 22
هُوَ الَّذى يُسَيِّرُكُم فِى البَرِّ وَالبَحرِ ۖ حَتّىٰ إِذا كُنتُم فِى الفُلكِ وَجَرَينَ بِهِم بِريحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحوا بِها جاءَتها ريحٌ عاصِفٌ وَجاءَهُمُ المَوجُ مِن كُلِّ مَكانٍ وَظَنّوا أَنَّهُم أُحيطَ بِهِم ۙ دَعَوُا اللَّهَ مُخلِصينَ لَهُ الدّينَ لَئِن أَنجَيتَنا مِن هـٰذِهِ لَنَكونَنَّ مِنَ الشّـٰكِرينَ
Meal
Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki, siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 23
فَلَمّا أَنجىٰهُم إِذا هُم يَبغونَ فِى الأَرضِ بِغَيرِ الحَقِّ ۗ يـٰأَيُّهَا النّاسُ إِنَّما بَغيُكُم عَلىٰ أَنفُسِكُم ۖ مَتـٰعَ الحَيوٰةِ الدُّنيا ۖ ثُمَّ إِلَينا مَرجِعُكُم فَنُنَبِّئُكُم بِما كُنتُم تَعمَلونَ
Meal
Fakat Allah onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde (şirk koşarak) haksız yere taşkınlıkta bulunurlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 24
إِنَّما مَثَلُ الحَيوٰةِ الدُّنيا كَماءٍ أَنزَلنـٰهُ مِنَ السَّماءِ فَاختَلَطَ بِهِ نَباتُ الأَرضِ مِمّا يَأكُلُ النّاسُ وَالأَنعـٰمُ حَتّىٰ إِذا أَخَذَتِ الأَرضُ زُخرُفَها وَازَّيَّنَت وَظَنَّ أَهلُها أَنَّهُم قـٰدِرونَ عَلَيها أَتىٰها أَمرُنا لَيلًا أَو نَهارًا فَجَعَلنـٰها حَصيدًا كَأَن لَم تَغنَ بِالأَمسِ ۚ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الـٔايـٰتِ لِقَومٍ يَتَفَكَّرونَ
Meal
Dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyeceği bitkiler, o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Yeryüzü tüm güzelliklerini takınıp süslenip bezenir. Sahipleride artık bunları toplayabileceklerini sandıkları sırada, geceleyin veya gündüzün emrimiz gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden biçilmiş bir hale getiririz. İşte düşünen bir topluma ayetleri böyle açıklıyoruz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 25
وَاللَّهُ يَدعوا إِلىٰ دارِ السَّلـٰمِ وَيَهدى مَن يَشاءُ إِلىٰ صِرٰطٍ مُستَقيمٍ
Meal
Allah, selam yurduna (Cennet'e) çağırır, dileyeni de dosdoğru yola hidayet eder.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 26
لِلَّذينَ أَحسَنُوا الحُسنىٰ وَزِيادَةٌ ۖ وَلا يَرهَقُ وُجوهَهُم قَتَرٌ وَلا ذِلَّةٌ ۚ أُولـٰئِكَ أَصحـٰبُ الجَنَّةِ ۖ هُم فيها خـٰلِدونَ
Meal
İyi amellerde bulunanlara, güzellik (Cennet) ve fazlası (Allah -Azze ve Celle-'nin yüzüne bakmak) vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar Cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 27
وَالَّذينَ كَسَبُوا السَّيِّـٔاتِ جَزاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثلِها وَتَرهَقُهُم ذِلَّةٌ ۖ ما لَهُم مِنَ اللَّهِ مِن عاصِمٍ ۖ كَأَنَّما أُغشِيَت وُجوهُهُم قِطَعًا مِنَ الَّيلِ مُظلِمًا ۚ أُولـٰئِكَ أَصحـٰبُ النّارِ ۖ هُم فيها خـٰلِدونَ
Meal
Kötü amel işleyenlere, kötülükleri kadar ceza vardır. Onları zillet bürümüştür. Onları Allah’a karşı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yüzleri gecenin karanlık parçalarıyla kaplanmış gibidir. İşte onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 28
وَيَومَ نَحشُرُهُم جَميعًا ثُمَّ نَقولُ لِلَّذينَ أَشرَكوا مَكانَكُم أَنتُم وَشُرَكاؤُكُم ۚ فَزَيَّلنا بَينَهُم ۖ وَقالَ شُرَكاؤُهُم ما كُنتُم إِيّانا تَعبُدونَ
Meal
O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara: "Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize!" deriz ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları onlara: "Siz bize ibadet etmiyordunuz ki." derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 29
فَكَفىٰ بِاللَّهِ شَهيدًا بَينَنا وَبَينَكُم إِن كُنّا عَن عِبادَتِكُم لَغـٰفِلينَ
Meal
Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Gerçekten sizin bize ibadet ettiğinizden haberimiz yoktu, derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 30
هُنالِكَ تَبلوا كُلُّ نَفسٍ ما أَسلَفَت ۚ وَرُدّوا إِلَى اللَّهِ مَولىٰهُمُ الحَقِّ ۖ وَضَلَّ عَنهُم ما كانوا يَفتَرونَ
Meal
İşte orada (o gün) herkes önceden yaptıklarını görüp, kavrar ve gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler ve uydurdukları şeyler (şirk koştukları şeyler) de onları terkedip gider.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 31
قُل مَن يَرزُقُكُم مِنَ السَّماءِ وَالأَرضِ أَمَّن يَملِكُ السَّمعَ وَالأَبصـٰرَ وَمَن يُخرِجُ الحَىَّ مِنَ المَيِّتِ وَيُخرِجُ المَيِّتَ مِنَ الحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ الأَمرَ ۚ فَسَيَقولونَ اللَّهُ ۚ فَقُل أَفَلا تَتَّقونَ
Meal
De ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?” Onlar, “Allah'tır!” diyecekler. O halde “O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 32
فَذٰلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمُ الحَقُّ ۖ فَماذا بَعدَ الحَقِّ إِلَّا الضَّلـٰلُ ۖ فَأَنّىٰ تُصرَفونَ
Meal
İşte hak olan Rabbiniz Allah budur. Haktan sonra da sapıklıktan başka ne vardır? O halde nasıl (haktan) çevriliyorsunuz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 33
كَذٰلِكَ حَقَّت كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذينَ فَسَقوا أَنَّهُم لا يُؤمِنونَ
Meal
İşte Rabbinin: “Gerçekten onlar iman etmezler” sözü o fâsıklar için böylece sabit olmuştur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 34
قُل هَل مِن شُرَكائِكُم مَن يَبدَؤُا۟ الخَلقَ ثُمَّ يُعيدُهُ ۚ قُلِ اللَّهُ يَبدَؤُا۟ الخَلقَ ثُمَّ يُعيدُهُ ۖ فَأَنّىٰ تُؤفَكونَ
Meal
De ki: Ortak koştuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: İlk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (haktan batıla) çevriliyorsunuz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 35
قُل هَل مِن شُرَكائِكُم مَن يَهدى إِلَى الحَقِّ ۚ قُلِ اللَّهُ يَهدى لِلحَقِّ ۗ أَفَمَن يَهدى إِلَى الحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لا يَهِدّى إِلّا أَن يُهدىٰ ۖ فَما لَكُم كَيفَ تَحكُمونَ
Meal
De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Nasıl böyle (batıl) hüküm veriyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 36
وَما يَتَّبِعُ أَكثَرُهُم إِلّا ظَنًّا ۚ إِنَّ الظَّنَّ لا يُغنى مِنَ الحَقِّ شَيـًٔا ۚ إِنَّ اللَّهَ عَليمٌ بِما يَفعَلونَ
Meal
Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 37
وَما كانَ هـٰذَا القُرءانُ أَن يُفتَرىٰ مِن دونِ اللَّهِ وَلـٰكِن تَصديقَ الَّذى بَينَ يَدَيهِ وَتَفصيلَ الكِتـٰبِ لا رَيبَ فيهِ مِن رَبِّ العـٰلَمينَ
Meal
Bu Kur'an Allah'tandır. Başkası tarafından uydurulmuş bir (kitap) değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o kitabı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 38
أَم يَقولونَ افتَرىٰهُ ۖ قُل فَأتوا بِسورَةٍ مِثلِهِ وَادعوا مَنِ استَطَعتُم مِن دونِ اللَّهِ إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 39
بَل كَذَّبوا بِما لَم يُحيطوا بِعِلمِهِ وَلَمّا يَأتِهِم تَأويلُهُ ۚ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذينَ مِن قَبلِهِم ۖ فَانظُر كَيفَ كانَ عـٰقِبَةُ الظّـٰلِمينَ
Meal
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup da) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 40
وَمِنهُم مَن يُؤمِنُ بِهِ وَمِنهُم مَن لا يُؤمِنُ بِهِ ۚ وَرَبُّكَ أَعلَمُ بِالمُفسِدينَ
Meal
Aralarında ona (Kur'an'a) iman edenler de vardır, iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat çıkaranları çok iyi bilir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 41
وَإِن كَذَّبوكَ فَقُل لى عَمَلى وَلَكُم عَمَلُكُم ۖ أَنتُم بَريـٔونَ مِمّا أَعمَلُ وَأَنا۠ بَرىءٌ مِمّا تَعمَلونَ
Meal
Seni yalanlarlarsa; de ki: "Benim amellerim bana, sizin amelleriniz de size aittir. Siz benim yaptığım amellerden uzaksınız, ben de sizin yaptığınız amellerden uzağım."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 42
وَمِنهُم مَن يَستَمِعونَ إِلَيكَ ۚ أَفَأَنتَ تُسمِعُ الصُّمَّ وَلَو كانوا لا يَعقِلونَ
Meal
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 43
وَمِنهُم مَن يَنظُرُ إِلَيكَ ۚ أَفَأَنتَ تَهدِى العُمىَ وَلَو كانوا لا يُبصِرونَ
Meal
Onlardan sana bakanlar vardır. Basiretlerini kaybetmişlerse, körlere sen mi yol göstereceksin?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 44
إِنَّ اللَّهَ لا يَظلِمُ النّاسَ شَيـًٔا وَلـٰكِنَّ النّاسَ أَنفُسَهُم يَظلِمونَ
Meal
Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 45
وَيَومَ يَحشُرُهُم كَأَن لَم يَلبَثوا إِلّا ساعَةً مِنَ النَّهارِ يَتَعارَفونَ بَينَهُم ۚ قَد خَسِرَ الَّذينَ كَذَّبوا بِلِقاءِ اللَّهِ وَما كانوا مُهتَدينَ
Meal
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 46
وَإِمّا نُرِيَنَّكَ بَعضَ الَّذى نَعِدُهُم أَو نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَينا مَرجِعُهُم ثُمَّ اللَّهُ شَهيدٌ عَلىٰ ما يَفعَلونَ
Meal
Onlara vadettiğimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gösteririz, ya da seni vefat ettiririz. Onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da şahittir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 47
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَسولٌ ۖ فَإِذا جاءَ رَسولُهُم قُضِىَ بَينَهُم بِالقِسطِ وَهُم لا يُظلَمونَ
Meal
Her ümmet için bir rasûl vardır. (Ahirette) onlara Rasulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 48
وَيَقولونَ مَتىٰ هـٰذَا الوَعدُ إِن كُنتُم صـٰدِقينَ
Meal
"Ve eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman gerçekleşecektir?" derler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 49
قُل لا أَملِكُ لِنَفسى ضَرًّا وَلا نَفعًا إِلّا ما شاءَ اللَّهُ ۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۚ إِذا جاءَ أَجَلُهُم فَلا يَستَـٔخِرونَ ساعَةً ۖ وَلا يَستَقدِمونَ
Meal
(Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya da sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 50
قُل أَرَءَيتُم إِن أَتىٰكُم عَذابُهُ بَيـٰتًا أَو نَهارًا ماذا يَستَعجِلُ مِنهُ المُجرِمونَ
Meal
De ki: (Ey müşrikler!) Ne dersiniz? Allah’ın azabı size gece veya gündüz gelirse ne yaparsınız? Suçlular niye bunda acele ediyorlar?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 51
أَثُمَّ إِذا ما وَقَعَ ءامَنتُم بِهِ ۚ ءالـٔـٰنَ وَقَد كُنتُم بِهِ تَستَعجِلونَ
Meal
O (azap), gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz? (Size o vakit denilecek ki:) Şimdi mi (İman ediyorsunuz)? Siz onu acele istiyordunuz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 52
ثُمَّ قيلَ لِلَّذينَ ظَلَموا ذوقوا عَذابَ الخُلدِ هَل تُجزَونَ إِلّا بِما كُنتُم تَكسِبونَ
Meal
Sonra zalimlere şöyle denir: "Sonsuz azabı tadın, kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 53
وَيَستَنبِـٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَ ۖ قُل إى وَرَبّى إِنَّهُ لَحَقٌّ ۖ وَما أَنتُم بِمُعجِزينَ
Meal
O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet! Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz ondan kaçamayacaksınız."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 54
وَلَو أَنَّ لِكُلِّ نَفسٍ ظَلَمَت ما فِى الأَرضِ لَافتَدَت بِهِ ۗ وَأَسَرُّوا النَّدامَةَ لَمّا رَأَوُا العَذابَ ۖ وَقُضِىَ بَينَهُم بِالقِسطِ ۚ وَهُم لا يُظلَمونَ
Meal
(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 55
أَلا إِنَّ لِلَّهِ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ ۗ أَلا إِنَّ وَعدَ اللَّهِ حَقٌّ وَلـٰكِنَّ أَكثَرَهُم لا يَعلَمونَ
Meal
Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 56
هُوَ يُحيۦ وَيُميتُ وَإِلَيهِ تُرجَعونَ
Meal
Dirilten ve öldüren O’dur. O’na döndürüleceksiniz!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 57
يـٰأَيُّهَا النّاسُ قَد جاءَتكُم مَوعِظَةٌ مِن رَبِّكُم وَشِفاءٌ لِما فِى الصُّدورِ وَهُدًى وَرَحمَةٌ لِلمُؤمِنينَ
Meal
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerdeki (şüphe ve sıkıntılar) için bir şifa ve Müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 58
قُل بِفَضلِ اللَّهِ وَبِرَحمَتِهِ فَبِذٰلِكَ فَليَفرَحوا هُوَ خَيرٌ مِمّا يَجمَعونَ
Meal
De ki: Ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 59
قُل أَرَءَيتُم ما أَنزَلَ اللَّهُ لَكُم مِن رِزقٍ فَجَعَلتُم مِنهُ حَرامًا وَحَلـٰلًا قُل ءاللَّهُ أَذِنَ لَكُم ۖ أَم عَلَى اللَّهِ تَفتَرونَ
Meal
(Ey Muhammed!) De ki: "Biliyor musunuz, Allah'ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helâl, bir kısmını da haram kıldınız?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 60
وَما ظَنُّ الَّذينَ يَفتَرونَ عَلَى اللَّهِ الكَذِبَ يَومَ القِيـٰمَةِ ۗ إِنَّ اللَّهَ لَذو فَضلٍ عَلَى النّاسِ وَلـٰكِنَّ أَكثَرَهُم لا يَشكُرونَ
Meal
Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 61
وَما تَكونُ فى شَأنٍ وَما تَتلوا مِنهُ مِن قُرءانٍ وَلا تَعمَلونَ مِن عَمَلٍ إِلّا كُنّا عَلَيكُم شُهودًا إِذ تُفيضونَ فيهِ ۚ وَما يَعزُبُ عَن رَبِّكَ مِن مِثقالِ ذَرَّةٍ فِى الأَرضِ وَلا فِى السَّماءِ وَلا أَصغَرَ مِن ذٰلِكَ وَلا أَكبَرَ إِلّا فى كِتـٰبٍ مُبينٍ
Meal
(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 62
أَلا إِنَّ أَولِياءَ اللَّهِ لا خَوفٌ عَلَيهِم وَلا هُم يَحزَنونَ
Meal
Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 63
الَّذينَ ءامَنوا وَكانوا يَتَّقونَ
Meal
Onlar Allah’a iman etmiş ve takva sahibi olan kimselerdir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 64
لَهُمُ البُشرىٰ فِى الحَيوٰةِ الدُّنيا وَفِى الـٔاخِرَةِ ۚ لا تَبديلَ لِكَلِمـٰتِ اللَّهِ ۚ ذٰلِكَ هُوَ الفَوزُ العَظيمُ
Meal
Dünya hayatında da ahirette de müjde onlaradır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük kurtuluştur.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 65
وَلا يَحزُنكَ قَولُهُم ۘ إِنَّ العِزَّةَ لِلَّهِ جَميعًا ۚ هُوَ السَّميعُ العَليمُ
Meal
(Ey Muhammed!) Müşriklerin sözleri seni üzmesin; çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır. O, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 66
أَلا إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى السَّمـٰوٰتِ وَمَن فِى الأَرضِ ۗ وَما يَتَّبِعُ الَّذينَ يَدعونَ مِن دونِ اللَّهِ شُرَكاءَ ۚ إِن يَتَّبِعونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِن هُم إِلّا يَخرُصونَ
Meal
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarına dua edenler yalnızca zanna uyanlardır. Onlar, zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 67
هُوَ الَّذى جَعَلَ لَكُمُ الَّيلَ لِتَسكُنوا فيهِ وَالنَّهارَ مُبصِرًا ۚ إِنَّ فى ذٰلِكَ لَـٔايـٰتٍ لِقَومٍ يَسمَعونَ
Meal
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü de (çalışasınız diye) aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren toplum için bunlarda ayetler (ibretler) vardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 68
قالُوا اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا ۗ سُبحـٰنَهُ ۖ هُوَ الغَنِىُّ ۖ لَهُ ما فِى السَّمـٰوٰتِ وَما فِى الأَرضِ ۚ إِن عِندَكُم مِن سُلطـٰنٍ بِهـٰذا ۚ أَتَقولونَ عَلَى اللَّهِ ما لا تَعلَمونَ
Meal
(Müşrikler) “Allah bir çocuk edindi.” dediler. Subhânallah! O, bundan münezzehtir, mustağnidir. Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. Bu hususta bir deliliniz de yoktur. O halde Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 69
قُل إِنَّ الَّذينَ يَفتَرونَ عَلَى اللَّهِ الكَذِبَ لا يُفلِحونَ
Meal
De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 70
مَتـٰعٌ فِى الدُّنيا ثُمَّ إِلَينا مَرجِعُهُم ثُمَّ نُذيقُهُمُ العَذابَ الشَّديدَ بِما كانوا يَكفُرونَ
Meal
Dünyada biraz geçimlik, sonra dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara kâfir olmaları sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 71
وَاتلُ عَلَيهِم نَبَأَ نوحٍ إِذ قالَ لِقَومِهِ يـٰقَومِ إِن كانَ كَبُرَ عَلَيكُم مَقامى وَتَذكيرى بِـٔايـٰتِ اللَّهِ فَعَلَى اللَّهِ تَوَكَّلتُ فَأَجمِعوا أَمرَكُم وَشُرَكاءَكُم ثُمَّ لا يَكُن أَمرُكُم عَلَيكُم غُمَّةً ثُمَّ اقضوا إِلَىَّ وَلا تُنظِرونِ
Meal
Onlara Nûh’un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: "Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eğer size ağır geliyorsa, ben yalnız Allah’a tevekkül ettim. Haydi! Ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin. Sonrada yapacağınızı gizli kılmayın. Ardından hükmünüzü uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 72
فَإِن تَوَلَّيتُم فَما سَأَلتُكُم مِن أَجرٍ ۖ إِن أَجرِىَ إِلّا عَلَى اللَّهِ ۖ وَأُمِرتُ أَن أَكونَ مِنَ المُسلِمينَ
Meal
Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir karşılık istememiştim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 73
فَكَذَّبوهُ فَنَجَّينـٰهُ وَمَن مَعَهُ فِى الفُلكِ وَجَعَلنـٰهُم خَلـٰئِفَ وَأَغرَقنَا الَّذينَ كَذَّبوا بِـٔايـٰتِنا ۖ فَانظُر كَيفَ كانَ عـٰقِبَةُ المُنذَرينَ
Meal
Onu yalanlamışlardı. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 74
ثُمَّ بَعَثنا مِن بَعدِهِ رُسُلًا إِلىٰ قَومِهِم فَجاءوهُم بِالبَيِّنـٰتِ فَما كانوا لِيُؤمِنوا بِما كَذَّبوا بِهِ مِن قَبلُ ۚ كَذٰلِكَ نَطبَعُ عَلىٰ قُلوبِ المُعتَدينَ
Meal
Sonra onun arkasından kendi kavimlerine rasûller göndermiştik. (O toplumlara) Rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 75
ثُمَّ بَعَثنا مِن بَعدِهِم موسىٰ وَهـٰرونَ إِلىٰ فِرعَونَ وَمَلَإِي۟هِ بِـٔايـٰتِنا فَاستَكبَروا وَكانوا قَومًا مُجرِمينَ
Meal
Sonra onların ardından Mûsâ ve Hârûn’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gönderdik. Fakat büyüklük taslamışlardı. Onlar günahkâr bir kavim idi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 76
فَلَمّا جاءَهُمُ الحَقُّ مِن عِندِنا قالوا إِنَّ هـٰذا لَسِحرٌ مُبينٌ
Meal
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: "Bu, apaçık bir sihirdir!" demişlerdi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 77
قالَ موسىٰ أَتَقولونَ لِلحَقِّ لَمّا جاءَكُم ۖ أَسِحرٌ هـٰذا وَلا يُفلِحُ السّـٰحِرونَ
Meal
Mûsâ: "Size gelen hak için mi böyle söylüyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler." demişti.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 78
قالوا أَجِئتَنا لِتَلفِتَنا عَمّا وَجَدنا عَلَيهِ ءاباءَنا وَتَكونَ لَكُمَا الكِبرِياءُ فِى الأَرضِ وَما نَحنُ لَكُما بِمُؤمِنينَ
Meal
Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 79
وَقالَ فِرعَونُ ائتونى بِكُلِّ سـٰحِرٍ عَليمٍ
Meal
Firavun ise: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 80
فَلَمّا جاءَ السَّحَرَةُ قالَ لَهُم موسىٰ أَلقوا ما أَنتُم مُلقونَ
Meal
Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 81
فَلَمّا أَلقَوا قالَ موسىٰ ما جِئتُم بِهِ السِّحرُ ۖ إِنَّ اللَّهَ سَيُبطِلُهُ ۖ إِنَّ اللَّهَ لا يُصلِحُ عَمَلَ المُفسِدينَ
Meal
Onlar, atınca Mûsâ: "Yaptığınız şeyler sihirdir. Şüphesiz Allah onları boşa çıkaracaktır. Allah fesad çıkaranların işlerini düzeltmez." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 82
وَيُحِقُّ اللَّهُ الحَقَّ بِكَلِمـٰتِهِ وَلَو كَرِهَ المُجرِمونَ
Meal
Günahkârlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 83
فَما ءامَنَ لِموسىٰ إِلّا ذُرِّيَّةٌ مِن قَومِهِ عَلىٰ خَوفٍ مِن فِرعَونَ وَمَلَإِي۟هِم أَن يَفتِنَهُم ۚ وَإِنَّ فِرعَونَ لَعالٍ فِى الأَرضِ وَإِنَّهُ لَمِنَ المُسرِفينَ
Meal
Kavminden Mûsâ'ya ’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun, o yerde üstündü ve o aşırı gidenlerdendi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 84
وَقالَ موسىٰ يـٰقَومِ إِن كُنتُم ءامَنتُم بِاللَّهِ فَعَلَيهِ تَوَكَّلوا إِن كُنتُم مُسلِمينَ
Meal
Mûsâ: "Ey Kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve Müslümanlar iseniz sadece O’na tevekkül edin!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 85
فَقالوا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلنا رَبَّنا لا تَجعَلنا فِتنَةً لِلقَومِ الظّـٰلِمينَ
Meal
Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 86
وَنَجِّنا بِرَحمَتِكَ مِنَ القَومِ الكـٰفِرينَ
Meal
Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 87
وَأَوحَينا إِلىٰ موسىٰ وَأَخيهِ أَن تَبَوَّءا لِقَومِكُما بِمِصرَ بُيوتًا وَاجعَلوا بُيوتَكُم قِبلَةً وَأَقيمُوا الصَّلوٰةَ ۗ وَبَشِّرِ المُؤمِنينَ
Meal
Mûsâ ve kardeşine: "Mısır’da kavminize evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh edinin, namazı ikame edin ve iman edenlere müjde verin!"diye vahyettik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 88
وَقالَ موسىٰ رَبَّنا إِنَّكَ ءاتَيتَ فِرعَونَ وَمَلَأَهُ زينَةً وَأَموٰلًا فِى الحَيوٰةِ الدُّنيا رَبَّنا لِيُضِلّوا عَن سَبيلِكَ ۖ رَبَّنَا اطمِس عَلىٰ أَموٰلِهِم وَاشدُد عَلىٰ قُلوبِهِم فَلا يُؤمِنوا حَتّىٰ يَرَوُا العَذابَ الأَليمَ
Meal
Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 89
قالَ قَد أُجيبَت دَعوَتُكُما فَاستَقيما وَلا تَتَّبِعانِّ سَبيلَ الَّذينَ لا يَعلَمونَ
Meal
Allah: "İkinizin duası da kabul olundu, (dininiz üzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın!" dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 90
وَجـٰوَزنا بِبَنى إِسرٰءيلَ البَحرَ فَأَتبَعَهُم فِرعَونُ وَجُنودُهُ بَغيًا وَعَدوًا ۖ حَتّىٰ إِذا أَدرَكَهُ الغَرَقُ قالَ ءامَنتُ أَنَّهُ لا إِلـٰهَ إِلَّا الَّذى ءامَنَت بِهِ بَنوا إِسرٰءيلَ وَأَنا۠ مِنَ المُسلِمينَ
Meal
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben de Müslümanlardanım." dedi.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 91
ءالـٔـٰنَ وَقَد عَصَيتَ قَبلُ وَكُنتَ مِنَ المُفسِدينَ
Meal
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 92
فَاليَومَ نُنَجّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكونَ لِمَن خَلفَكَ ءايَةً ۚ وَإِنَّ كَثيرًا مِنَ النّاسِ عَن ءايـٰتِنا لَغـٰفِلونَ
Meal
(Ey Firavun!) Bugün senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması için kurtaracağız. Şüphesiz, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 93
وَلَقَد بَوَّأنا بَنى إِسرٰءيلَ مُبَوَّأَ صِدقٍ وَرَزَقنـٰهُم مِنَ الطَّيِّبـٰتِ فَمَا اختَلَفوا حَتّىٰ جاءَهُمُ العِلمُ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقضى بَينَهُم يَومَ القِيـٰمَةِ فيما كانوا فيهِ يَختَلِفونَ
Meal
İsrailoğulları'nı hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 94
فَإِن كُنتَ فى شَكٍّ مِمّا أَنزَلنا إِلَيكَ فَسـَٔلِ الَّذينَ يَقرَءونَ الكِتـٰبَ مِن قَبلِكَ ۚ لَقَد جاءَكَ الحَقُّ مِن رَبِّكَ فَلا تَكونَنَّ مِنَ المُمتَرينَ
Meal
(Rasûlüm!) Eğer sana indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce kitabı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 95
وَلا تَكونَنَّ مِنَ الَّذينَ كَذَّبوا بِـٔايـٰتِ اللَّهِ فَتَكونَ مِنَ الخـٰسِرينَ
Meal
Ve sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 96
إِنَّ الَّذينَ حَقَّت عَلَيهِم كَلِمَتُ رَبِّكَ لا يُؤمِنونَ
Meal
Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 97
وَلَو جاءَتهُم كُلُّ ءايَةٍ حَتّىٰ يَرَوُا العَذابَ الأَليمَ
Meal
Bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 98
فَلَولا كانَت قَريَةٌ ءامَنَت فَنَفَعَها إيمـٰنُها إِلّا قَومَ يونُسَ لَمّا ءامَنوا كَشَفنا عَنهُم عَذابَ الخِزىِ فِى الحَيوٰةِ الدُّنيا وَمَتَّعنـٰهُم إِلىٰ حينٍ
Meal
Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı ya! Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 99
وَلَو شاءَ رَبُّكَ لَـٔامَنَ مَن فِى الأَرضِ كُلُّهُم جَميعًا ۚ أَفَأَنتَ تُكرِهُ النّاسَ حَتّىٰ يَكونوا مُؤمِنينَ
Meal
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların tümü iman ederdi. Öyleyken insanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın?
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 100
وَما كانَ لِنَفسٍ أَن تُؤمِنَ إِلّا بِإِذنِ اللَّهِ ۚ وَيَجعَلُ الرِّجسَ عَلَى الَّذينَ لا يَعقِلونَ
Meal
Allah’ın izni olmadıkça hiçbir nefis iman etmez ve azabını akıllarını kullanmayanların üzerine verir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 101
قُلِ انظُروا ماذا فِى السَّمـٰوٰتِ وَالأَرضِ ۚ وَما تُغنِى الـٔايـٰتُ وَالنُّذُرُ عَن قَومٍ لا يُؤمِنونَ
Meal
De ki: “Göklerde ve yerde neler var; bir bakın.” O âyetler ve korkutmalar, iman etmeyecek bir topluluğa fayda vermez.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 102
فَهَل يَنتَظِرونَ إِلّا مِثلَ أَيّامِ الَّذينَ خَلَوا مِن قَبلِهِم ۚ قُل فَانتَظِروا إِنّى مَعَكُم مِنَ المُنتَظِرينَ
Meal
Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen azap) günlerinin bir benzerini mi bekliyorlar? (Öyle mi?) Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 103
ثُمَّ نُنَجّى رُسُلَنا وَالَّذينَ ءامَنوا ۚ كَذٰلِكَ حَقًّا عَلَينا نُنجِ المُؤمِنينَ
Meal
Sonra biz rasûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 104
قُل يـٰأَيُّهَا النّاسُ إِن كُنتُم فى شَكٍّ مِن دينى فَلا أَعبُدُ الَّذينَ تَعبُدونَ مِن دونِ اللَّهِ وَلـٰكِن أَعبُدُ اللَّهَ الَّذى يَتَوَفّىٰكُم ۖ وَأُمِرتُ أَن أَكونَ مِنَ المُؤمِنينَ
Meal
De ki: Ey İnsanlar! Benim dinimden şüphede iseniz; bilin ki ben Allah’tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmem, ancak sizi öldürecek olan Allah’a ibadet ederim. Ben, Müminlerden olmakla emrolundum.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 105
وَأَن أَقِم وَجهَكَ لِلدّينِ حَنيفًا وَلا تَكونَنَّ مِنَ المُشرِكينَ
Meal
Yüzünü dine hanif olarak döndür, sakın müşriklerden olma!
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 106
وَلا تَدعُ مِن دونِ اللَّهِ ما لا يَنفَعُكَ وَلا يَضُرُّكَ ۖ فَإِن فَعَلتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِنَ الظّـٰلِمينَ
Meal
Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan şeylere dua edip yalvarma! Eğer böyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 107
وَإِن يَمسَسكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلا كاشِفَ لَهُ إِلّا هُوَ ۖ وَإِن يُرِدكَ بِخَيرٍ فَلا رادَّ لِفَضلِهِ ۚ يُصيبُ بِهِ مَن يَشاءُ مِن عِبادِهِ ۚ وَهُوَ الغَفورُ الرَّحيمُ
Meal
Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka giderecek yoktur. Sana bir iyilik dilerse; O’nun lütfunu geri çevirecek de yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 108
قُل يـٰأَيُّهَا النّاسُ قَد جاءَكُمُ الحَقُّ مِن رَبِّكُم ۖ فَمَنِ اهتَدىٰ فَإِنَّما يَهتَدى لِنَفسِهِ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّما يَضِلُّ عَلَيها ۖ وَما أَنا۠ عَلَيكُم بِوَكيلٍ
Meal
De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.''
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Âyet 109
وَاتَّبِع ما يوحىٰ إِلَيكَ وَاصبِر حَتّىٰ يَحكُمَ اللَّهُ ۚ وَهُوَ خَيرُ الحـٰكِمينَ
Meal
(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Tefsir
Bu dilde tefsir yakında eklenecek.
Meal kaynağı: QuranEnc.com - turkish_rwwad (2025-09-28 17:50:52 (v1.0.4-xml.1))
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0), değiştirilmeden. tanzil.net